Hepimiz Kardeşiz

İnsanlık tarihi dünyanın kurulmasından bu yanadır diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.  Dünyamız 7 milyon yıl önce kurulmuştur oysa ilk insan dünyaya 2.5 milyon yıl önce indirilmiştir. Bu arada acaba travesti yada üçüncü cins tarihi kaç milyon yıl önce ilk olarak ortaya çıkmıştır diye espri yapmadan geçemiyeceğim. Tabiki genetik değişimlerin ortaya çıktığı ve cinsiyetlerin bozulduğu bir tarih de vardır mutlaka.

İlk insan bilindiği üzere hepimizin atası sayılan Adem’dir. Adem ve Havva’dan çoğalarak dünyaya yayılan insanlar zamanla kardeş olduklarını unutmuş birbirleriyle savaşmış, Dünyaya sahip olma hevesiyle kardeş kanı dökmüştür.

Darwin evrim teorisini ortaya attığında evrime karşı çıkanlar bugün acaba gerçekten evrim var mı? Sorusunu kendilerine sormaya başlamışlardır. Dünya 7 milyon yılda sürekli değişirken insanın değişmesi neden bu kadar anlamsız olsun.  İnsan bulunduğu ortama en çabuk ayak ayak uyduran canlıdır. Sıcak iklimlerde yaşayan insanların siyah tenli olması onların güneşin zararlı etkilerinden daha az etkilenmesine neden olurken kuzeyde yaşayan insanlar güneşi az gördükleri için beyaz tenli ve sarışın olurlar. Dünyaya geldiğiniz günkü haliniz ile bugün aynaya baktığınızda gördüğünüz kişi aynı mıdır?

Erkeler, kadınlar ve Erdişiler diye üçe ayırdığımız insanlar dünya ile birlikte evrim geçiriyorlar biz uzun zaman içerisinde gerçekleşen bu durumu göremiyoruz o kadar, insanları birbirlerinden ayıran tek özellik içlerinde var olan ruh olduğuna göre ruhları farklı bedenleri aynı yaratıklar olduğumuzu inkar edemeyiz.

Birbirimize bu kadar benziyorken, aramızdan bazılarını farklı bulup reddetmek,  cinsiyet ayrımı yapmak, onlara kapılarımızı kapatmak yanlıştır. Erkek mi, kadın mı belli değil diyerek reddettiğimiz travesti, lezbiyen yakıştırması yaptığımız bu insanlar senin atandan türemiş senin gibi insanlardır.  Kısacası kardeşlerindir.

Reenkarnasyon

reenkarnasyon1Bilinen en genel tanımıyla ruh göçü adı verilen reenkarnasyon bir  çok inanışın temelini oluşmaktadır. İnsanların  bu  dünyada kaldığı süre zarfında yerine getiremediği  görevler için dünyaya tekrar tekrar gönderileceği inancına dayanmaktadır. Özellikle Hindistan’da kast sistemi ile yönetilen halklar dünyaya bir daha ki gelişinde zengin olacağına inandıkları için sisteme biat ederler, onlar için her ölüm yeniden doğuşun müjdesidir. Ülkemizde özellikle Hatay bölgesinde ruhun başka bir bedende can bulacağına inananların sayısı oldukça fazladır.

Müslümanlıkta Bakara suresinin bir bölümünde geçen  “Allah’ın varlığını nasıl inkâr ediyorsunuz ki, sizi ölü iken O diriltti, sonra yine sizi O öldürecek, yine sizi O diriltecektir; nihayet ahirette yalnız O’na döneceksiniz”

Ayrıca Vakıa suresinde “Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.”

İslam dininde bu ayetleri Reenkarnasyona örnek göstermek mümkündür. Bu dünyaya sakat gelmiş engelli ya da fakir bir kişinin başına gelenlere sabretmesine olanak sağlayan ruh göçü ile ilgili bilinen pek çok örnek bulunmasına rağmen hiç birinin ispatı mümkün olmamıştır.

Ruh bazen kadın vücudu yerine erkek vücudunda can bulduğunda kendini kadın olduğu halde erkek gibi hisseden kadınlar, erkek olduğu halde kadın gibi hisseden erkekler ortaya çıktığı tezi öne sürülür bunlara örnek olarak travesti kişileri gösteren bilim adamlarının sayısı da oldukça fazladır.

Bütün bu tezleri kabul edip, etmemek ruh göçünün varlığına inanmak ya da redetmek sizlere kalmıştır.

Dünyanın En Güzel Çiçeği

Dünyanın en güzel çiçeği hangisidir bilir misiniz? Pek çoğunuz Gül diyordur eminim, ülkemizde çok fazla yetişen gül; renkleri, kokusu,  hakkında yazılan hikayeler nedeniyle en tanınmış çiçek olabilir. Oysa bir çiçek var ki yeryüzünde hem ağlıyor hem kanıyor, Ağlayan ve Kanayan çiçek diyorlar ona şekli bir kalbi andıran bu çiçek günümüzde şebboy adıyla biliniyor.

Parfüm üretiminde kullanılan bu hoş çiçek ortalama 2 yıl yaşayabiliyor. Şebboy Farsçada gece kokusu anlamına geliyor. Gece esen meltemlerde kokusunu uzaklara taşıyan bu çiçek bahçelerde ve saksılarda süs bitkisi olarak yetiştiriliyor.

Dünyanın en güzel 14 çiçeği arasında yer alan bu çiçek sahip oldukları renk çeşitliğiyle görenleri büyülüyor.

Ağlayan kalp çiçeği de diyebileceğimiz çiçeği ben insanlara benzetiyorum özellikle aldatılmış, hırpalanmış kalp ağrısı ile yaşayan kara sevdalılara benziyor  şebboylar.

İlkbaharda çiçeklenen bu bitki yazın havaların ısınmasıyla solmaya, kurumaya başlar. Köklerinden her bahar yeniden çiçeklenen şebboy sevip de kavuşamamış bir insan gibi kalbinden kan damlatır adeta,  bu çiçeği ilk Ankara’da Gül ablanın evinde görmüştüm, Gül abla becerikli, akıllı, annesi ile yaşayan hanım hanım bir genç kızdı! Genç kız diyorum çünkü Gül ablayı diğer genç kızlardan ayıran tek özellik anne karnından çıktığında erkek çocuk denmesiydi.. Kendini her zaman bir kız çocuğu gibi gören Gül abla ergenlik çağına geldiğinde bir dizi ameliyat ile  ruhunda yaşattığını bedenine uygulatmış, güzel bir genç kız olmuştu. Gül ablanın mahallenin yakışıklı delikanlısı Ali ağabeye sevdasını bilmeyen yoktu.

Ali Ağabey de belki seviyordu Gül ablayı ama bunu hiç söylememişti. Mahalle baskısı, gelenekler onların aşkına yasak koymuştu. Gül abla için o bir travesti sana layık mı? Ali diyenlerin sayısı o kadar fazlaydı ki,  aşklarını kalplerinde yaşamaya mecbur olan aşıkların tıpkı bir şebboy gibi kan damlıyordu yüreklerinden işte bu yüzden bu çiçeğe Gül abla yaz kış kurutmadan  bakıyordu. Kalbindeki aşkını anlatan şebboy onun için hem ağlıyor hem kanıyordu dört mevsim.

Beynimizin Sırları

İnsan vücudunda önemsiz bir organ gibi görülen beynimizin aslında ne işe yaradığını öğrenmek istermi siniz?

İnsan vücudunun en korkak organı hangisi hiç merak ettiniz mi?

beyin-1Kafatasının üst bölümünde beyin zarı ile örtülü, iki yarım yuvar biçiminde sinir kütlesinden oluşan duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, yani beynimiz yanlış duymadınız evet beynimiz en korkak organımız, daha biz anne karnında iken gelişimini tamamlayan beyin diğer bütün organlarımıza sinirlerle hükmeder tıpkı bir şef gibi organlarımıza neyi nasıl yapmaları gerektiğini emreden beynimiz bir tehlike anında şalterleri indirir ve teslim bayrağını çeker.
Kan pompalama görevini üstlenen kalbimize ise söz geçirmeyi başaramaz, örneğin beyin ölümü gerçekleşen insanların kalplerinin atması bu yüzdendir. Beyin erkek beyin ve dişi beyin olarak ikiye ayrılır; erkeklerin erkek beyni dişilerin ise dişi beyni olduğunu çağrıştırmasın bu size pek çok kadın erkek beynine sahipken, pek çok erkek de dişi beyine sahiptir.
Kadınların çoğunlukla hassas ve duyarlı olması erkek beyninde olmayan bazı nöronların dişi beyinde yer almasından kaynaklanır. Anlayışsız kalpsiz diye tabir edilen erkeklerin ise beyinlerinde bu nöronlardan bulunmaması “bu erkekler bizi hiç anlamıyor” dememize sebep olur. Oysa ki suç erkeklerin değil yaradılış biçimlerinindir. Duyu organlarımıza hükmeden beynimiz sayesinde acıktığımızı, susadığımızı, hatta aşık olduğumuzu hissederiz.
İnsana bütün duyguları yaşatan beyin organı iken aşk duygusunu hep kalp çizerek anlatmışızdır, çok fazla anlam yüklediğimiz kalbimiz bu durumu bilseydi kendiyle gurur duyardı derdim ama maalesef duygular sadece beyinde yaşanıyor.
Beynimiz içinden çıkamadığı sorunlar karşısında salgıladığı hormanlar sayesinde duyarsızlaşabilir. Çok büyük kazalar atlatan insanların olay anını bir film şeridi gibi başkasının ağzından anlatır gibi anlatması bu yüzdendir. Ölüm anında da beynin salgıladığı serotin hormonu sayesinde hiç birşey hissetmeden göçeriz bu dünyadan, dişi beyinliler kıvrak bir zeka ve düşünme yeteneğine sahip olduklarından insan ilişkilerinde erkek beyinlilere karşı üstündür bu yüzden pek çok firma halkla ilişkiler bölümünde kadın eleman çalıştırırlar.
Her yönden anne olmaya hazırlanmış dişi beyinliler merhamet ve vicdan duygularını çok yoğun yaşarlar, avcı olamazlar mesela bir geyiği gözünü kırpmadan vurabilmek için erkek beyne sahip olmak gerekir. siz hiç sokakta aç kalmış bir kediyi bağrına basan erkek beyinli gördünüz mü? Gördüm diyorsanız gördüğünüz dişi beyine sahip bir erkekten başkası değildir.
Kadınlık hormonları doğuştan fazla olan erkekler çift cinsiyetli dediğimiz travesti, gayler, erdişiler aslında dişi beyin ile yaratılmışlardır. Bu yazıyı okuduktan sonra sakın ok işareti ile ikiye ayrılmış bir beyin çizip sevgilinizin ismini yazmaya kalkışmayın çünkü dişi beyinler için görsellik her zaman birinci sıradadır. Bu bir travesti için de geçerlidir.Beyinde görünüm olarak kalp organımız kadar estetik değildir.

Toplum mu, Birey mi?

Hayvanlar aleminde dikkatimi çeken en önemli unsur lider bir hayvanın peşine takılan sürüler olmuştur. Koyun sürüleri liderleri ne yaparsa aynını yapmaya proğramlanmış liderin arkasından kendilerini uçuruma atan canlılar olarak hayvan kalmaya mecbur bırakılmışlardır. Oysa insan beynini kullanabilen kendi başına karar alabilen tek canlıdır. Kararlarını sürü psikolojisi ile değil mantığıyla alan toplumlar tarihte her zaman öne çıkmışlardır.

Mahsun Kırmızıgül’ün yazıp, oynadığKardelenı “Güneşi Gördüm” filmini hiç izlediniz mi? memleketinden koparılıp kent hayatına ani girişi yapan bir ailenin acı dramını tüm gerçekliği ile gözler önüne seren filmin beni en çok etkilediği sahne en ufak erkek kardeşin başına gelen cinsiyet sorunu. Erkek çocuğunun önemli kabul edildiği evin direği kabul edildiği bir toplumda kendini kadın gibi hissetmek ve bunu saklamak gerçeği bu dünyada hiç yaşamamış olmakla benim gözümde eşdeğer.
En küçük rkek kardes yaşamı boyunca içinde hissettiği kadınlık duygusunu kent hayatında tanıştığı travesti ile dışa vurmuş ve kendini hissettiği kişi olmaya karar vermişti.
Oysa ki yaşadığı geleneklerde hoş karşılanmayan bu durum küçük kardeşin bütün hayatını etkilemiş dahada kötüsü, onu ölüme götüren sonu düzenlemişti.
Avrupa’da gaylerin eğlendiği mekanlar hızlı bir şekilde artarken pek çok Türk olmayan ünlü cinsel seçimlerini rahatça açıklarken, hatta Hollanda gibi gelişmiş devletlerde bu insanların evlenmelerin bile önü açılmışken, bize öğretilen kuralların dışına bile hala çıkamıyoruz. Aklımızın bir köşesi travesti kişilere hak verse de fikrimizi ulu orta savunmuyoruz.
Filmdeki küçük kardeşin kendini bir kardelen çiçeği gibi görmesi, kardelen gibi güneşi gördüğü an hayata veda etmesi, hepimizin üzerken duyarsız olmaya devam edebiliyoruz. Toplum, bireylerin bir araya gelmesiyle oluşan, sosyolojik bir birliktir. Birey olmazsa toplum olmaz. Kişilerin mutlu geliştiği toplumların ömrü uzarken, bireylerin kendilerini kısıtladığı toplumlarda erkek-kadın eşitsizliği, cinsel problemler, aile içi şiddet, ensest ilişkiler yürüyüp gider, şimdi düşünüp karar vermemiz gereken konu, sürümüyüz yoksa bireymiyiz olduğudur.

Travesti, Transseksüel Cansel’in öyküsü

İstanbuldan bir travesti
Öncelikle bu Ülke beni kabul etsin. İşlerimi halletmek için devlet kurumlarına gittiğimde bana üçüncü sınıf  muamelesi yapılmasın. Devletin kurumlarında iş istesem alırlar mı beni?”
trv travesti trans cansel

travesti Cansel’in hayatından

 

İstanbul Beşiktaş’ta Zeminin alt katındaki binanın kapısını çaldığımda sarışın bir kadın açıyor.

“Hoşgeldin” diyerek tokalaşıyor benimle.“Kusura bakma bugün temizlik günü” diyor, beni içeriye alırken. Cansel ve ev arkadaşı temizlik yaparken ben salonda bekliyorum.

Televizyonda bir program açık, kadın proğramı. En sonunda Cansel gelip oturuyor karşımdaki koltuğa. Üstünde Lacivert bir eşofman, beyaz askılı bir tişört var üzerinde.

Muhabbete başlamadan önce kayıt makinasını çalıştırıyorum. “Çekiyor mu bu” diye espirisine soruyor. kaydın başladığını öğrenince “Ay dur kız, bekle beni” diyor. Kayıt cihazını eline alıp  anlatmaya başlıyor.

’Zorunlu seks işçiliği’

Cansel bir transseksüelim diyor ve işini “zorunlu seks işçiliği” diye tanımlıyor. Zorunlu, çünkü istanbul travestileri ve tüm şehirlerdeki trv’lerin, hayatını geçindireceği başka bir seçeneği yok. Cansel, bu işi neden yaptığını soranlara devletten kaynaklandığını söylüyorum diyor.

“İÖncelikle devlet beni kabul etmeli. Devlet kuruluşlarına gittiğimde bana üçüncü sınıf muamelesi yapılıyor. Devlet dairesinde iş başvurusunda bulunsam, işe alırlar mı beni?” diyerek dert yanıyor  Cansel.

Seks işçiliğimi artık sokakta yapıyorum.

Önceleri seks işçiliğimi ortak kiraladığımız bir evde yapıyorduk.

Ama polisin öncelikle rüşvet talepleri, daha sonra da baskıları yıldırmış onları. Artık sokakta devam ediyor, fahişeliği.

Bazen sokakların sesiiz ve karartılı köşelerinde bazen de müşteri arabalarında erkeklerle birlikte oluyor. Kazandığı para da değişiyor. Bazen 100 TL, Bazen 50TL, işler çok kötü olduğunda da kimi zaman 30 TL’ye zevk satıyor.

“Bu işlerde yaşam riskim yarıya düşüyor” diyor, Cansel.

Müşterileri eşcinselliğini sadece travesti ile birlikteyken kabul eden aile babaları, Savcı, profesör, doktor ya da Polisler var müşterileri içerisinde.

Travesti Cansel bu kişilerin çoğunun duyguları bastırılmış eşcinsel olduklarını anlatıyor. Gece başka, gündüz başka hayat süren insanlar.

Cansel de önceleri böyle yaşasa da kendini aşmış artık. Ailece karadenizli olmalarına ve kasaba da yşamalarına rağmen ruhunun sesini dinlemiş.

“Çocukluğumdan beri kız hissediyorum kendimi diyor. İlkokul öğretmenime aşık olmuştum. Çok uzun boylu farklı ve yakışıklı bir adamdı. Bir çok gibi,benim de ilk aşkım odur” diyor.

Cansel aile bakımından bir çok travestiye göre daha şanslıymış. Annesine ilk anlattığında, annesi “Allahtan” diyerek üzüldüğünü fakat kızmadığını, babasının ise zor da olsa kabul ettiğini anlatıyor.

Eşcinselliği devlete ispatlamak

Cansel’in devlet sorunları ile ilk ilişkisi askere çağrıldığında rapor almak için gittiği askeri hastanede olmuş. Eşcinselliğini “ispatlamak” için makatının fotoğrafının çekildiğini, göğüslerinin ve cinsel bölgelerinin ellendiğini söylüyor.

Açıkça taciz gibi bir şey diyor, ancak şikayet etmeyi aklına getirmeyecek kadar ürkekmiş.

Yazı dizisi Pembehayat derneği sayfasından alıntıdır. iBu hikaye istanbul travestileri canselin hayatından kesitler. Devamı birkaç gün içinde yayınlanacaktır

Hepimiz eşcinseliz, hepimiz travesti diyor Oray Eğin haberinde.

travesti

Akşam gazetesi yazarı Oray Eğin, İstanbul’da polislerin eşcinsellere ve travestilere karşı başlattıkları linç girişimlerini ‘Hepimiz travestiyiz’ başlıklı bir haber yaparak eleştirdi. Eğin, son zamanlarda eşcinsellere ve travesti arkadaslara başlatılan operasyonların, şimdiki siyasileri’nin yarattığı ‘kültürel duruma’ denk geldiğini söylüyor…

Oray Eğin’in  akşam gazetesindekiyazısı.. Hepimiz travestiyiz

Birkaç sene önce travestilerin şov yaptığı bir gece kulübünün kapatılmasında basın yeteri kadar durmadı. Oysa Huysuz Virjin’in televizyonlardan uzaklaşmasıyla aynı zamana geliyordu. o aralar da erkeklerin kadın kılığına girip, kadınların dertlerine ortak olacakları bir yarışma yapılacaktı. O proğramın da çekimleri bitmesine rağmen bir türlü yayına sokulmadı ve kaldırıldı.

Hepsinin ortak özelliği simdiki siyasi gücün Türkiye’sinin görüşlerine ters düşmeleri idi. Bazıları hala büyük bir ısrarla Türkiye’nin demokratikleştiğini düşünüyor olsada, oysa şimdiki durum bunun tam tersini gösteriyor bize.

Daha evvel Fatih Ürek ve Kuşum Aydın’ın kıyafetlerindeki değişiklikler de dikkatimi çekmişti. Marjinal sahne kıyafetleri ile tanınan bu iki sanatçı, şimdilerde normal kıyafetler giynmekteler. Bir süre sonra TRT’nin kendilerine yasak koyduğunu açıkladılar. 12 Eylül zamanındaki yasaklar gibi bu iki sanatçının TRT’ye çıkmaları engellenmiş.Daha da kötüsü Aydın RTÜK zorlaması ile programlarından olmuştu…

Eşcinsel derneklerinin ve örgütlerinin uzun süredir basını email bombardımanına tutuyor olması ve yaklaşan bir tehlikenin habercisi gibi. Oysa pek aldırış eden yok…
İstanbul’un emniyet müdürü Hüseyin Çapkın polise yaptığı iyi işlere dayalı prim sistemi getirmesinden dolayı iş bulamayan polisler en kloay prim bu diyerek travestiler ve transseksüellerin günlük yaşamı kabusa çevirmiş, kısıtlamış durumda.

Bakın bir travesti neler anlatıyor:
‘Bir keresinde kuaförde saçımı yaptırıyordum, kuaför salonunun içinden çıkartıp karakola gelmemi istediler ve götürdüler. Kabahatlar Kanunu’na göre etrafı rahatsız etmekten 69TL para cezası verdiler. Başka sefer alışveriş yapmış ekmek almış gidiyordum, tekrar ceza kestiler. Bir günde iki kez kestikleri de oldu. Artık tutanakların bazılarına imza atmadım, bazılarına attım fakat korkuttular beni. Şiddet uyguluyorlar, ailemi bu işin içine karıştırıyorlar. Artık dışarı çıkmaz olduk korkuyoruz.’

Bir dönem ÖDP saflarından siyasete giren Demet Demir’in söyledikleri de çok ilginç. Demir, ceza kesen polislerin ‘Bir zaman gelecek, İstiklal Caddesi’ne bile çıkamayacaksınız’ gibi  iddialarda bulundular: ‘Birçok travesti arkadaşın psikolojisi çökmüş  durumda. Eve hapsetmişler kendilerini. Yolda gitmek, alışveriş etmek kabahat mi? İki arkadasa ceza vermişler. Tutanağa da kadın kılığında dolaşan erkekler diye iftira yazmışlar. Savcılıklara hem eminyet müdürü hem ceza yazan polisler için suç duyurusunda bulunacağız dedi.’

Gece hayatında gezenlerin iyi tanıdığı ünlü biri vardır: Gamze Cosmopolitan. Bu ismin sahibi uzun seneler birçok gece kulübünde yönetici ve işletmecilik yapan, çok eğlenceli biridir.
Bir gün önce haber geldi eski kostümü, eski ismi ile değil, doğumda aldığı adı ile hayatını devam ettirecekmiş. Uzun süredir iş bulamıyormuş. son olarak, kendisine kesilen 69 TL’lik yaptırımdan sonra da kararını vermiş. Şimdi onu gece kuluplerinden tanıyanlar, gördüklerinde ufak bir şaşkınlık yaşayıp tanıyamıyorlar.
Polise prim sistemi gelinceye kadar yolda bayan kıyafetiyle gezmekten dolayı ceza verileceğini hiç kimse aklına getiremezdi… Aynı şapka kanununa benziyor, bu kanunun da belirtilen fakat uygulanmayan, gerici, geçmiş zamana ait bir madde gibi düşünülürdü.

İstanbul Emniyet’inin hemen ve acil olarak prim peşindeki polislerin travestilere zulüm durumunna dönen bu kanunla ilgili açıklama yapması gerekektedir. Buzamana kadar çok başarılı, polis portresi çizen Çapkın’ın bu konuda da duyarlılık göstermesi gerekir ve şarttır.

Yasalardaki boşluk zaafından yararlanmak, çok eski tarihlerde konmuş ve şimdiki zaman da geçerliliğini kaybetmiş boşluklu kanunları yürürlüğe koyup yolda yürüyen insanlara ceza kesip ondan pirim kazanmak da faşizmin acı yüzüdür.
Metropol şehri İstanbul, Ankara gibi şehirler içinde vergi veren kira ödeyen tüm vatandaşların huzur içinde yaşayıp barınmaları gereken bir yerleşim yeri olmalıdır. Buna travesti ve eşcinseller de dahildir. Bugün travestilere yapılan zulüm, yarın pekala bir başkasına yönelebilir diyor Oray eğin… Ama ben de bu haberi okuduktan sonra bu böyle gelmiş böyle gider, hiç kimse buna bir çözüm getiremez, hatta başkasına da yönelmez. Bulmuşlar trvesti gibi kolay bir lokmayı onlar üzerinden prim yaparlar devamlı.

 

MüTEAHHiTLERE AĞAÇ ZORUNLULUĞU GETiRiLSiN!

Selam Herkese, Ben travesti esra.

Şöyle bir arkadaşın balkonunda oturup sigara içmek istedim, tam bir nefes çektim ki, birden dikkatimi bir şey çekti; Ne mi?

Etrafta ağaçtan çok bina vardı ve çevremdeki dağlarda bomboştu, kuru topraktı, travesti esra olarak çok üzülmüştüm. Aklıma da parlak bir fikir gelmişti, bir proje de olabilirdi bu fikir. Düşündüm de devlet bu binaları yapan müteahhitlere bir şartla bina yapmasına müsade edebilir! nasıl mı? şöyle ki;

Her bir müteahhit yapacağı her bina için 100 ve ya 150 kök ağaç dikmek şartı ile izin alabilir ve bunu öncelikle kendi yaptığı binanın etrafına ya da müsait değil ise herhangi bir yere dikerek bina yapmasına müsaade edilebilr. sizce de böyle bir proje iyi olmazmıydı. Bence süper bir proje olabilir ve şehirlerimiz ağaçla kaplanır, böylelikle iklim şartlarımız da değişmez, küresel ısınmaya bile katkı sağlanmış olur. Bu projemi destekleyenler ve ağaçlarla ilgili proje geliştirici sivil toplum kuruluşları, lütfen bu yazımla ilgili görüşlerini devletin, imar izni veren ya da tema vakfı gib veya orman bakanlığı vs… gibi kuruluşlara iletip iyi bir netice alabilirler.

Bu yazdığım yazıyı travesti dir ne dese yeridir demeyip dikkate alınız :)). Haberin kaynağı bizzat travesti ESRA dır.

Travesti Hakkında travestilik

Trv hakkında

Yeni travestiler sitemizin en gozde travesti siteleri modellerini olusturmaktadir. Sitemiz uzerinden secimini yapmis yeni travestilere ulasmak mumkundur. Zevklerinize yeni bir deger yeni modeller ve guzeller ile karsiniza cikmaktan gurur duyariz. Sizler icin sectigimiz bu guzel modellerimiz ile en iyi sekilde sohbet edebilirsiniz. Istanbul travesti numaralarina ve bursa istanbul travestileri numaralarina ulasabileceginiz web sitemizde izmir ve antalya olmak uzere bir cok sehirde hizmet vermekteyiz. Siz kullanicilarimiza en ideal zevkleri tattirmak icin araci oluyoruz lutfen sitemizi en yakin arkadaslariniza ulastiriniz. Olusturdugumuz bu web sitesinde en guvenlikli sekilde hizmetimizi surduruyoruz. Virus veya her hangi bir trojen olmaksizin sitemiz uzerinden istediginiz gibi hizmet alabilirsiniz ve sizler icin tam guvenlikli sekilde ekip arkadaslarimiz surekli calismaktadilar. Sagladigimiz hizmetten yararlandiginiza dair bizlere tesekkur maili atmayi unutmayin.

Nasil Travesti Bulunur ?

travesti siteleri bulmak tabikide tehlikeli olabiliyor bazen, eglenmeye ciktiginizda taksim veya her hangi bir semtte bircok tehlikelere maruz kalabilirsiniz ve gasba bile ugrayabilirsiniz aslinda, peki bu gibi tehlikelere maruz kalmadan nasil travesti bulabilirsiniz bunu ogrenmenin tek yolu tabikide web sitemizdir. Cunku biz web sitemizde sizler icin en kaliteli travestileri secip bulmaktayiz. Web sitemiz uzerinden travesti ve izmir travesti numaralari ‘na ulasmaniz mumkundur ve bu travesti modelleri sizler icin sectigimiz kaliteli travestiler ve saygida asla kusur etmeyecek travestilerdir… Siz kullanicilarimizin zevklerini her goz onunde bulundurmaktan onur duyuyoruz.

travestiler bulmak tamamen kisinin hangi yontemi kullanacagina baglidir eger sokaklara cikip eglence mekanlarinin onunde veya icinde cadde koselerinde bu isleri yapmaya calisiyorsaniz siz buyuk bir tehlikedesiniz. O yuzden bir an once evinize bir bilgisayar alip web sitemizi surekli kontrol ediniz. Sitemizdeki tum modellerimizle lutfen seviyeli konusmalar yapiniz cunku bu yolda rastladiginiz travestilere benzemezler vip travestilerimiz her an her zaman olgun ve seviyeli beylere hizmet vermektedir.

En Guzel Travestiler

Insan nefsi her zaman guzelini ariyor degil mi ? En guzel travestiler sitemizin ilanlar bolumunde sizlere hos geceler yasatmak icin bekliyorlar. Sitemizin kalite standartlarina gore en guzel travesti modellerini sitemizde bulmaniz icin hergun yogunlukla surekli olarak calismaktayiz. Sizlere hizmeti bir idol edinmis olarak siz kullanicilarimiza en iyi hizmeti vermek icin 7/24 calisiyoruz. Sitemizde; aktif travestiler, samsunlu travestiler, ameliyatli travestiler, pasif istanbul travestileri sizlere en iyi geceleri yasatmak icin hazir beklemektedirler. Sizde bu muhtesem gizli arayislari arzuluyorsaniz mutlaka sitemizdeki modellerden size en uygun olani secmeli ve hayatiniza yeni renkler katmalisiniz. Modellerimiz ozenle secilmis olup, hijyen kurallarina en cok uyan ve temizlige onem veren kaliteli insanlardan olusuyor sizlerde bu kurallari goz ardi etmezseniz mutlu geceler gecirebileceginiz, eglenceli dolu bir gun yasayabilirsiniz.

Mersinde travesti bireylere polis şiddeti

Mersin’de polis travesti kadınlara sokak ortasında işkence yaptı, “Defolun gidin lan” diyerek gaz sıktı, coplarla saldırdı.Polisin trans kadınlara dönük şiddeti durmak bilmiyor. Kabahatler Kanunu’nu bahane ederek translara saldıran polis, dün gece saatlerinde Mersin’de 7 trans kadına sokak ortasında işkence yaptı.

Aralarında Mersin 7 Renk’ten trans aktivistlerin de olduğu trans kadınlara durduk yere biber gazı sıkan polis, trans kadınları coplarla darp etti. Saldırıya uğrayan translardan Mersin 7 Renk aktivisti Ece Yiğit yaşadıklarını KaosGL.org’a anlattı:

Çevreyi rahatsız ettin dayağı!
“Dün gece İsmet İnönü Bulvarı’nda İstikbal Durağı’nda diğer kızlarla oturuyorduk. 7 kişiydik ve sadece sohbet ediyorduk. O sırada yanımızda da bira içen bir adam oturuyordu. Derken polisler geldi ve durduk yere bize, ‘Çevredeki insanlar rahatsız oluyor, def olun gidin lan buradan’ dedi. Biz ne olduğunu anlamadık açıkçası. Ses yapmıyorduk, sadece oturuyorduk. Taşkınlık filan yoktu. Yanımızdaki adam polislere tepki gösterdi, ‘Size ne zararı var bu insanların? Oturuyorlar işte’ dedi. Polis önce adama saldırdı. Coplarla dövdü. Sonra da bizim gözümüze biber gazı sıktılar. Tepki gösterince de coplarla darp ettiler bizi.”

Polis inkar ediyor!
Trans kadınlar ardından zorla karakola götürüldü. Karakolda polis herhangi bir işlem yapmazken; trans kadınların tutanak tutulması talebini de reddetti. Karakolu arayan Mersin 7 Renk ve Pembe Hayat yetkililerine ise polis yalan söyledi: “Öyle bir vaka yok burada. Nereden çıkarıyorsunuz?”

Herhangi bir işlem yapılmayınca trans kadınlar karakoldan ayrıldı. Şimdi ise yaşadıkları işkencenin ardından MOBESE kayıtlarının incelenmesini istiyorlar.

Nefret cinayetlerinin failleri ceza almıyor!
Mersin’de 25 Mayıs’ta ise Cansu isimli trans kadın Miraç Kandili bahane edilerek saldırıya uğramıştı. Aralık ayında ise, Pozcu’da trans seks işçisi Deniz sopalı ve bıçaklı saldırıya uğramıştı. 2006 yılından bu yana Mersin’de 4 transfobik nefret cinayet işlendi. Kayıtlara nefret cinayeti olarak geçmeyen bu saldırıların failleri ise, gereken cezaları almıyor.