Sevgililer günü yaklaşırken

Sevgiliniz olsun ya da olmasın, sevgililer günü için bir planınız mutlaka vardır. Böyle önemli günler yaklaşırken, garip bir sevinç duyarım belki bu sefer güzel bir gün geçirebilirim diye fakat maalesef hiçbir sevgililer gününde bir sevgilim olmadı. Kısa süren ilişkilerim mart kedileri gibi hep yılın bahar aylarına denk gelen günlerinde başlayıp, şubat ayını göremeden bitti. Belki de ben de bir gariplik vardır diye düşünüyorum ya da herkesin dediği gibi kısmet deyip geçiyorum.

Aslında bu aralar en yakın arkadaşım travesti Sanat, yeni bir ilişkiye başladı. Bu sene 14 Şubat en azından onun için güzel geçebilir diye seviniyorum. Peki benim bir türlü kutlamayı başaramadığım sevgililer günü nereden çıktı derseniz sizlere pek çok söylentiden en yaygın olanını anlatmayı denerim.

Roma imparatorunun herkesin asker olmasını istediği bir dönemde, erkeklere en azından genç olanlarına evlenmek yasaklanmıştı. Ayrıca dini de bağlayıcı gören imparator dini inancı bile yasaklamaya cüret etmişti. Oysa cesur ve imparatordan korkmayan Valentinus, o dönemde bir kilisede papaz olarak görev yapmakta ve imparatorun emrine karşı çıkarak sevenleri evlendirmeye devam ediyordu. Bunu öğrenen imparator Valentinus’u zindana attırdı. Zindanda gardiyan olarak çalışan iyi niyetli biri, gözleri görmeyen kızkardeşi Julia’yı belki şifa bulur ve yeniden görmeye başlar düşüncesi ile papaz olan Valentinus’un yanına koyar ve aslında bir aşkın doğmasına vesile olur. Güzel ve zeki bir kız olan Julia, Valentinus’tan dinlediği hikayeleri o kadar çok beğenir ki, bu hikayelerin sahibini görmek için her gün dua etmeye başlar. O kadar içten dualar ede ki bir gün zindanın içine sarı bir ışık dolar ve o anda Julia’nın gözleri açılır. Fakat kara talih ertesi gün sevdiği adam için ölüm emri verilir ve Valentinus ölüme gitmeden önce sevgilisine bir mektup yazar. Bu mektubun Julia’ya ulaştığı tarih 14 Şubat 270’dir. İmparatorun emrine karşı çıktığı için sopalarla dövülerek öldürülen Aziz Valentinus’un öldüğü gün 226 yıl sonra Vatikan tarafından sevgililer günü olarak kutlanmaya başlar.

Evet sevgililer günü hristiyan inancını yansıtmaktadır ama insanın sevdiğine hediye vermesinin hangi dinde olursa olsun kötü bir yanı olmadığı için ülkemizde de kutlanmaktadır. Bu hikayeyi anlatttığım travesti Sanat, daha acıklı bir aşk istiyormuş gibi yüzüme baksa da maalesef gerçek hikaye bundan ibaret belki daha güzel bir hikayeyi o yeni sevgilisi ile yazar ve bir gün gelir onu da bu satırlarla sizlere anlatırım. Şimdiden mutlu günler dilerim. Sevgiyle kalın.

 

Siyah açan gül

Özellikle kadınları Cuma günleri ekrana kilitleyen bir dizi yayınlanıyor. Son iki senedir ara sıra takip edebildiğim dizide yaşananlar bazen bana çok ağır gelince kanal değiştirmek zorunda kalıyorum.

Bir yalanın ortasında kaybettiği çocuğunun acısı ve hayatta olan 3 çocuğuyla birlikte mutlu mesut bir hayat süren bir kadın kocasının intihar haberi ile yıkılır. Üstelik intihar eden kocası arkasında dağ gibi de bir borç bırakmıştır. Bu hafta ki bölümü travesti Sanat’la birlikte büyük bir şaşkınlıkla izledik. Çünkü başrolde oynayan erkek birden bire ölüyordu.

Kocasını hiç tanımadığı gittiği Halfeti’de öğrenen kadın, duydukları karşısında ikinci kez yıkılır. Çok sevdiği ve güvendiği erkeğinin ikinci bir karısı ve ondan sandığı, aslında kendi kaybettiği çocuğu olan bir delikanlı vardır artık hayatında, daha önce hiç böyle bir hayat yaşamamış olan kadın parasızlık ve çaresizlik nedeniyle kuması ile birlikte yaşamak zorunda kalır.

Aslında bu konakta yaşayan bütün kadınlar bir erkeğin egemenliği altında kendisi gibi çaresiz, korumasız, savunmasız kadınlardır. Özürlü bir evlat doğurduğu için, dışlanmış hizmetçi yerine konulmuş üzerine kuma getirilmiş bir kadın ve parasızlık yüzünden öz ağabeyi tarafından zengin bir adama ikinci eş olarak verilmiş bir kuma. Üstelik bu kadarla da bitmeyen bir kadın ezilmesi, horlanması karşısında gerçekten bazen diziyi kapatmak zorunda kalıyorum.

Evin büyüğü annenin de yaşananlar karşısında pek sesi çıkmaz o da kendi öğrendiği törelere ve örflere ayak uydurmaya çalışan oğlunu genç yaşta toprağa vermiş bir annedir. Fakat şehirli kadının bu hayat karşısında direncine ve baş kaldırışına ortak oldukça ona hak vermeye başlar ve gelinini ve torunlarını aynı çatı altında tutmaya çalışır.

Ne yazık ki, bizim toplumumuzun yaşadığı erkek ve şiddet sorunu sürekli baş gösterir ve çaresizlik sürüp gider. Dizinin ilginç karakterlerinden biri de öz kızına yıllarca ablalık yapmak zorunda kalmış sırf o okusun kendisini kurtarsın diye zengin adamın kapatması olmayı kabul etmiş, başka çaresi olmayan 3. Kumadır. Geldiği konakta sürekli hor görülmesine rağmen kızı için hiçbir şeye ses çıkarmadan katlanan bu kadının yazgısı da diğerlerinden farklı değildir. Ev arkadaşım travesti Sanat’la her bölümü ilgiyle izlemeye çalışırken bir yandan da kadınların üstün geleceği bölümü merakla bekliyoruz. Bir an önce senaristin artık bu kadınlara bir söz hakkı vermesi gerekir diye hayıflanırken, dizi reyting sıralamalarını zorlamaya devam ediyor. Seyretme fırsatınız olmadıysa internet bölümleri bulup, izleyebilirsiniz.  İyi seyirler.

 

Kadın aşık olursa

Bir kadın gözlerini sizden kaçırıp, utanarak yan bakıyorsa ve bu arada saçıyla oynuyorsa bilin ki size abayı yakmış demektir. Kadınlar duygularını gizleyemeyen canlılardır. Eğer aşık olmuşlarsa bunu hemen anlayabilirsiniz. Soğuk espriler yapmaya başladınız ama o hale size gülümsüyor. Uzaklara dalıp gidiyor, mekanda sizden başkasını gözü görmüyor. Ne duruyorsunuz karşılık verin çünkü kadınlar sevince sevilmek, hatta çok sevilmek isterler.

Bu aralar garip hareketler yapan, banyodan 3 saat çıkmayıp süslenen ev arkadaşım travesti Sanat sanırım aşık oldu. Bu akşam sevdiği kişiyle bir yemek yiyecekmiş illa beni de zorladı. Orada olmam ona güven verecekmiş. Aslında iki kişinin arasında işim yok ama arkadaşımı kıramadım. Hem gece boyunca aşık olan bir kadının davranışlarını yakından izlemek adına kabul ettim daveti siz de merak ediyorsunuz okumaya devam edin.

Yemek yiyeceğimiz yere ulaştığımızda sevdiği kişiyi karşısında gören arkadaşım önce küçük sakarlıklar yapmaya başladı ve devamı geldi en son üzerine meyve suyu dökerek saatlerce mağazaları gezerek aldığı sarı elbisesine vişne suyunu boca etti. Sarının üzerinde kırmızı leke Galatasaray forması gibi durunca sevgilisinin tuttuğu takımı da öğrenmiş olduk. Sanat’ın karşı tarafın söylediği her söze alçak bir ses tonuyla tabi ki demesi üzerine kahkahayı bastım. Sanırım ben bu aşk işlerini pek anlamıyorum. Bir insanın her dediği nasıl güzel olabilir ki? Neyse, yemek bitince eve dönerim diye düşünürken bir gece kulübüne gitmekte ısrar ettiler. Malum yine kıramadım insanlara hayır demekte hiç başarılı olmadığımı söyleyebilirim.

Gittiğimiz yer de bol bol dans edip, kahve içtik bu sefer de bir fal merakı başladı Sanat’ta kahve falı değil sanki uzay yolu yaklaşık bir saat süren fal faslı bittiğinde kafamda kuşlar ötüyordu. Aşıklar her şeyi öğrenmenin bir yolu olarak gördükleri fal baktırma olayına sık başvuruyorlarmış bunu da öğrenmiş olduk.

Gece sona erip sevgilisiyle vedalaşan Sanat yol boyunca bana ondan bahsetti daha az önce ayrıldığı insan hakkında bu kadar çok yorumu nerden buluyor diye düşündüğüm anda sevgilisini övmeye, dünyada ondan iyi kimse olmadığına beni inandırmaya çalışıyordu. Anlaşılan bu gece sabaha kadar bu muhabbeti çekmek zorundaydım ama arkadaş hatırına çiğ tavuk bile yenilir ne yapalım ev arkadaşım travesti Sanat için bir süre daha katlanırım bu sohbete, nihayetinde dost demek her şeydir. Ben travesti İclal dostlarımı hiç yarı yolda bırakmadım, bugünden sonra bırakacağımı sanmıyorum. Aşkın ilk hallerini yaşayan arkadaşıma destek olmak da benim görevim. Aşkla kalın sevgili dostlar.

 

Ünlü oyuncuya tecavüzcü iddiası

Hepimizin sit-com’ları ile büyüdüğü ülkemizde çok sevilen oyuncu Bill Cosby tecavüz iddiası ile gündeme oturdu. ABD’de bir kadın Cosby’nin kendisine daha 15 yaşındayken tecavüz ettiğini iddia etti. Olayın 1974 yılında Los Angeles’da meydana geldiğini söyleyen kadın bu iddiayı ortaya atan tek kişi de değil. Amerikan NBC televizyonu, Bill Cosby hakkındaki kadınlara cinsel tacizde bulunduğu iddialarının yeniden ortaya çıkması üzerine ünlü komedyenin yapması planlanan programı iptal etti.

Ünlü oyuncu Barbara Bowman’da 1985 yılında genç bir oyuncu adayıyken ünlü komedyen Bill Cosby’nin tecavüzüne uğradığını söyledi. Tecavüz suçlamalarına karşı bir açıklama yapmayan Cosby bu suçları gerçekten işledi mi bilmiyoruz. Ancak yapılan araştırmalar tecavüz eğilimli kişilerin normal hayatta asla fark edilemediklerini gösteriyor.

Amerika’da 14 kadın Cosby hakkında tecavüz davası açmış bulunuyor. Türkiye’de 2007 yılında 3 zanlı bir travesti kişiyi kaçırıp tecavüz etmiş ve cep telefonunu da alarak canı karşılığında fidye istemişlerdi. Zanlılar çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklandılar fakat tecavüze uğrayan insanların yaşadıkları travmalar ömür boyu sürüyor. Maalesef tecavüze uğrayan kişilerin bu olayı tamamen unutması imkansızdır, anılarla yüzleşmek zorunda kalan mağdurlar sevdikleri insanla dahi ilk ilişki sırasında bu anıları yüzünden mutluluğu yakalayamıyorlar. İyileşmenin uzun zaman aldığı bu travma herkeste farklı tepkilerle ortay çıkmaktadır.

Tecavüze uğrayan insanların pek çoğu utandıkları için bunu saklamayı seçerler, etraflarındaki kişilerin onlara hangi gözle bakacaklarından endişe duyarlar. Genellikle tecavüze uğrayan genç bireyler durumu ailelerinden sakladıkları için tecavüzü yapan kişiyle aynı ortamda bulunmak zorunda kalan kişi her seferinde aynı travmayı tekrar yaşar. Yapılan araştırmalar küçüklere tecavüz edenlerin aileye yakın kişiler olduğunu ortaya koymuştur. Anne ve babaların evlatlarını emanet ettikleri kişilere güvenmeyip, gerekli tedbirleri alması hatta evlatları ile bu konuda sık sık konuşması çok önemlidir. Başlarına ne gelirse gelsin onların bizim evlatlarımız olduğunu ve her durumda bize güvenebileceklerini öğretmek anne ve babanın en önemli görevidir. Böyle korkunç bir olay sonrası travma yaşayan kişilere yardım etmek için; güvenilir olmalı, onlar için güvenli bir ortam yaratmalı, ruh sağlığı uzmanına götürmek, olayı anlatmaları için ısrarcı davranmak yerine mağdurlara kendilerini iyi hissettiklerinde konuşmaları konusunda telkinde bulunmak gibi yardımlar yapabiliriz.

Unutulmaması gereken en önemli konu tecavüz mağdurlarının kendilerini güvende hissetmedikleri ve dış dünyaya açılmaktan korktuklarıdır. Tecavüze uğrayan kişi bir travesti ya da bir başkası olsun yaşanan travma aynı şiddettedir. Asla yapmaz denilen kişiler bile Bill Cosby hikayesinde olduğu gibi tehlikeli olabilir. Bizler her durumda tedbirli davranmalıyız. Maalesef etraf insan görünümlü yaratıklarla doludur.

 

 

Kaju’nun hikayesi

Kuruyemiş yemek benim için ayrı bir zevktir. Akşam yemeğinin ardından demli çayın yanında mutlaka kuruyemiş tüketirim.

Düne kadar, Antep fıstığı favori yiyeceğim iken şimdilerde yeni tanıştığım kajuya hasta oldum.  Fiyatı pahalı olmasına rağmen her akşam az da olsa almaya çalışıyorum. Sonra peki benim yediğim bu kuruyemişin hikayesi ne diye aklıma takıldı. Ev arkadaşım travesti Sanat’la Başladık kısa bir araştırma yapmaya, öğrendiklerimi sizlerle paylaşmak benin için bir zevktir. Kaju sakız ağacıgillerden bir bitkiymiş, Ekvator çevresinde yetişen bu ağacı gezgin Portekizliler keşfedip, bütün dünyaya tanıtmışlar. 16. Yy’da Portekizliler Brezilya’yı işgal ettiklerinde tanışmışlar bu ağaçla, tohumlarını batı Afrika kıyılarına taşıyarak burada yetiştiren Portekizliler sıcak iklimi seven kaju bitkisinin Güney Amerika’dan Güney Afrika’ya süren yolculuğunu sağlamışlardır. Kaju ağacı ayrıca Hindistan’da yetişiyor. Kaju fıstığının bu kadar pahalı olmasının en büyük nedeni her meyveden sadece bir kaju elde edilmesinde yatıyor. Kaju meyvesi çabuk çürüyen ekonomik değere sahip olmayan bir ürün iken meyvenin sapının ayrılarak kavrulması sonucu bu kadar lezzetli bir yemişe dönen kaju dediğim gibi benim vazgeçemediğim bir eğlencelik oldu. Fakat maalesef ülkemizde yetiştirilme şansı olmayan bu ağacın meyvesini pahalı yemeye devam etmek zorundayız.

Dünyanın en büyük kaju ağacı Brezilya’da Parnamirim şehrinde bulunuyormuş. Bir gün Brezilya’ya gitme fırsatı yakalarsam bu ağacı mutlaka görmek isterim. Araştırmam sonucunda kajunun faydalarını da öğrenmiş oldum.İşte kajunun bilinmeyen faydaları; İçerisinde bulunan yoğun potasyum sayesinde tansiyon düşürüyor. Eğer yüksek tansiyon şikayetiniz varsa sarımsak hapı yutmak yerine kaju yiyebilirsiniz. Kansere karşı direnci arttırdığı bilinen selenyum mineralları açısından oldukça zengin, bol miktarda demir minerali içeriyor. Bu sayede güçlü bir iskelet sistemi sahibi olabiliyorsunuz.

Kışın yarısını grip geçiren travesti Sanat, için  de harika bir bilgiye rastladım. Kaju,i çerdiği çinko sayesinde gribe karşı koruyucu bir kalkan oluyormuş.

İçerdiği magnezyum minerali ile vücudumuzdaki kemik ve sinir dokusunu, kasların çalışmasını ve kalp atışlarını düzenleyerek, kadınlarda regl dönemi gerginliğini azaltıyor. Çinko ayrıca, vücut direncini arttıran, yaraların iyileşmesini sağlayan, sperm hareketlerini arttıran, büyüme, gelişme ve gebelik dönemlerinde etkili olan bir mineraldir ve kaju içerisinde oldukça yüksek düzeyde bulunmaktadır.

Kaju hakkında edindiğim tek kötü bilgi kalori açısından zengin olmasıydı, biliyorsunuz fazla kalori kilo yapar. Eğer rejimde ya da diyette iseniz fazla kaju tüketmemelisiniz. Kajunun yağı tıpkı zeytinyağı gibi doymamış yağ asitlerinden oluşmaktadır kısacası tam bir kalp dostu diyebiliriz. Kajunun bu kadar faydasını  öğrendikten sonra verdiğim para helal olsun diyerek yemeye devam ediyorum. Ben yeni bir yemiş keşfedene kadar hoşçakalın.

 

Eski filmler revaçta

Hayatı film yaşayan insanlar gerçek hayatta bu olayların etkisinden çıkamazlar. Aşkın ve ihanetin doruğa çıktığı eski filmler izleyicisini gözyaşlarına boğarken, sevenlerin para yüzünden ya da namus belası yüzünden ayrı düştükleri, esas delikanlının sevdiği kadını dinlemeden kötü kişilere inanması sonucu hep dram yaşanır bu filmlerde, son sahnede sevenler kavuşsa da bu kadar da olmaz dedirten sahneler üst üste gelir.

Altmışlı yılların western filmlerinde de iyiler iyi silah atan, iyi ata binen yakışıklı tiplerdir. Gittikleri kasabalarda kadınların baş tacı ettiği yakışıklı aktör, karizmatik bakışlarıyla sinemaseverleri adeta delip geçer. Eski filmleri arşivden çıkarıp, tekrar tekrar izlediğim, ev arkadaşım travesti Sanat’la tam bir film koliğiz. Clint Eastwood, for a few dollars, for a few dollars more, the good the bad and the ugly, high plants drifter, hang em high, joe kidd,the outlaw josey wales filmleriyle kalbimizi çalarken,sonrasında John Wayne filmleri yerini alıyor. Henry Fonda ve Yul Bryner asla unutulmaması gereken aktörlerden, biz memlekette aşk filmleri ile oyalanırken 60 ve 70’li yıllarda Hollywood onların filmleri ile çalkalanıyordu. Son günlerde kışın sert bastırması ve yolların kapanması sonucu biz de arkadaşımla evde mahsur kaldık patlattık mısırları oturduk bu eski filmleri izliyoruz.

Dört yapraklı yonca olarak adlandırılan Türk filmlerinin unutulmaz kadın oyuncularından, Türkan Şoray filmleri ilk tercihimiz oldu. Aşkı için kör olan, kötü yola düşen ama her zaman bu yollardan hiç kirlenmeden çıkmayı başaran bu kadın yıldızlar o günlerde içeceklerine hap atan kötü adamdan aşklarının büyüklüğü sayesinde kurtulurlar ve son sahnede mendil düşmanı kavuşma sahnesi ile hıçkırıklara gömülüyoruz. Bir de bu aşıkların yıllar sonra kavuştukları çocukları ile diyaloğu yok mu? Eriyorum bu kilşe laflara “size baba diyebilir miyim amca” derken çocuk, esas oğlan oğlu olduğunu bilmediği çocuğa karşı herhalde kan çekiyor birden bire büyük bir sevgi besler. Çocuğu olan arkadaşlarıma bu gerçek olabilir mi? Diye sorduğumda bizde böyle bir şey olmadı cevabını alıp, şaşırıyorum.  Oysa ben hayatı bu filmlerden öğrenmiş biri olarak, aşkı ve ayrılığı sapına kadar yaşamayı isteyenlerdenim. Beyaz atlı prensin bir gün mutlaka gelip, beni almasını beklerken, Ankara travestileri arkadaşımla film izlemeye ve tabi ki ağlamaya devam ediyoruz. Ta ki bir kepçe gelip, evimizin önündeki karı temizleyene kadar, filmleri tekrar kutularına koyup gerçek hayata karışmak için hazırlanıp, çıkıyoruz evden elveda film tadında hayat merhaba gerçek ve acımasız dünya.

Reiki

Reiki yaşam enerjisi anlamına gelmektedir. Japonca bir terimdir ve Japonya’da evrensel yaşam enerjisi olarak geçmektedir.

Reiki kesinlikle bir din değil şifa yöntemidir. Hangi dinden olursanız olun reiki yaparak şifa bulabilirsiniz. Yan etkisi olmayan bu tedavi yöntemi tıbbi tedavi ile birlikte yapılmalıdır. Pozitif enerjiyi arttırmak, gerginliklerden kurtulmak hatta bağımlılıklarınızdan kurtulmak reiki yapmanızı önerebilirim. Dünyada yaklaşık 2 milyona yakın insan bu tedavi yöntemini denemiş ve memnun kalmıştır. Dünya üzerinde bulunan pek çok hastane de bile reiki uygulamaları hastalara uygulanmaktadır. Reiki evrenseldir. İsteyen herkes bu yolla kendi kendine tedavi olma şansını yakalayabilir.

Tarihte bilinen en eski şifa yöntemi olan reiki M.Ö. 5000 yıllarında Tibet uygarlığında kullanılmıştır. Ancak yayılması 1900’lü yıllarla birlikte bir Japon rahibin yeniden Reiki bilgisine ulaşmasıyla olmuştur. Batı medeniyetleri bu öğretiyi alıp, bir çok klinik açmıştır.

Hepimizin doğumla kazandığı bir yaşam enerjisi vardır. Yaşam enerjiniz yükseldikçe hastalıklara yakalanma riskiniz de doğru orantılı olarak düşer. Ankara’dan travesti Ayda reiki sayesinde yüksek bir yaşam enerjisine sahip olmuştur.Günümüzde pek çok hastalığın nedeninin fiziksel değil, zihinsel olduğu bilinmektedir. Eğer bu zihinsel düşünceler değişirse hastalıkta kendiliğinden yok olacaktır. Düzenli reiki seansları sayesinde, Daha güçlü bir bünyeye sahip olursunuz. Korkularınız varsa kısa zamanda korkularınızı yendiğinizi görürsünüz. Herhangi bir konuya odaklanma sorunu yaşıyorsanız kafanız karışıksa, düşüncelerininiz netleşir.İnsan vücudu toksinler üretir bazen detoks yaparak bu toksinlerden arınırız Reiki de aynı detoks gibi toksinlerden arınmanıza yardımcı olur.

Özellikle sigara ve alkol gibi bağımlılıklardan kurtulmak ve yeniden bu alışkanlıklara başlamamak için reiki özel bir yöntemdir. Kısa zamanda sakinleşmenizi kin, nefret gibi kötü duygulardan arınmanızı sağlar. Enerji vererek sizi dinçleştirir. Uykusuzluk, bitkinlik ve isteksizlik gibi sorunlarınızın çözülmesinde yardımcıdır. Reiki genel olarak yaşam kalitenizi yükselten bir enerji tekniğidir.Reiki herkes tarafından kolaylıkla öğrenilebilir ve uygulanabilir.

Reiki öğrenmek için 3 aşamalı seminerlere katılmak gerekir. Birinci aşamada, Reiki öğretmeni elleriniz sayesinde enerji vermeyi öğretirler. Enerji göndereceğiniz bölgeye dokunarak şifa sağlarsınız. İkinci aşama artık elle değil uzaktan da enerji gönderme yöntemi öğretilir. Enerji gönderme kötülük amaçlı değil sadece herkesin iyiliği amacına yapılmalıdır. Reiki sembolleri üç tanedir; güç sembolü, mental sembolü ve uzaklık sembolü. Reiki hocalarının dediğine göre istediğiniz her yere enerji gönderebilirsiniz tek amaç başkalarının mutluluğu  için çalışmak olmalı. Reiki’de son aşama, öğrendiklerinizi başkalarına öğretmektir. Ben de reiki yapmayı travesti Ayda’dan öğrendim. Esas olanın  bu bilgiyi doğru paylaşmak olduğunu ve bu sayede usta Reiki öğreticisi olunabileceğini söyleyebilirim. Reiki ya da yoga gibi kavramlar kişinin bu tedaviye inanması ile hayat bulabilir eğer siz bu enerjiye inanmıyorsanız kişisel tercihte bulunarak başka yöntemler denemelisiniz. İnançla kalın.

 

Işık veren diyotlar

Işık veren diyot kelimesi size yabancı gelebilir ama LED dersem sanırım herkes neden bahsettiğimi anlar. 1920’li yıllarda Rusya’da icat edilen LED’ler şu an aklınıza gelebilecek her ışık kaynağında kullanılmaktadır. Bilinen en fazla LED kullanımı Amerika’nın Las Vegas eyaletindedir. Televizyonlarda görme şansı elde ettiğim Las Vegas yanıp sönen ışıklarıyla adeta gecelerin aydınlık dünyasıdır.Bir kaç yıl önce travesti Ayda Amerika gezisinde bu şehri ziyaret etmiş ve ışıkların büyüsüne kapıldığını söylemişti.

LED’ler ilk icat edildiğinde sadece kuvvetli kırmızı ışık yayıyorlardı oysa günümüzde her renk ışık veren LED’lere rastlamak mümkün. Beyaz rengi üretildiğinden beri aydınlama sektöründe kullanılmaya başlanan bu ürün enerji tasarrufu yapması ile tercih edilen bir ürün haline geldi. Benzin istasyonlarının fiyat tabelasından, çam ağaçlarının ışıklı süslerine kadar her alanda görmeye alıştığımız bu ürün bilgisayar ve televizyon ekranlarının da değişmesine neden oldu. Eski plazma ekranlar yerine herkesin evine LED televizyonlar ve LED monitörlerin girmesi sadece enerji tasarrufu ile açıklanamaz elbette çünkü yeni gelen teknoloji maalesef diğerinin üretiminin son bulmasına ve piyasadan çekilmesine neden oluyor.

Akşam saatlerinde otoyolda ilerliyorsanız size yönünüzü gösteren ışıklara gözünüz çarpar, bunlar LED flaşlardır. Evinizde kullandığınız fenerlerde bu LED ışık teknolojisini kullanmaktadır. Ev için üretilmiş LED ürünleri arasında yüksek çıkışlı ışık lambaları, 12 volt DC lambaları, aydınlatma şeritleri, kabin altı ışıkları, ışık barları, okuma lambaları, kitap lambaları, güneş enerjili lambalar, dış kapı lambaları, hareket algılayıcı lambalar ve daha birçok k ürünleri sayılabilir.

Oyuncak sektöründe de sıklıkla rastladığımız LED’ler şimdilerde kadınların kullandığı bilezik, küpe, saç aksesuarı, kolye gibi ürünleri parlatmak için de kullanılıyor. Bu yılbaşı için aldığım süslerin neredeyse tamamının LED olduğunu görünce şaşırdım doğrusu, eskiden aldığım küçük voltajlı renkli ampullerin yerini alan bu ürün, estetik görünümü sayesinde tercih nedenim oldu. Zaten yılbaşı ağacını mumla süslemek de oldukça tehlikeli bir yöntem olduğundan bu zararsız LED aydınlatmalardan bolca aldım.

LED ürünlerin özelliklerini kısaca anlatacak olursak; Geleneksel floresan lambasına karşın ortalama 1/10 güç tüketimi sağlar, 50.000 saat dayanır, şoka dayanır, civa içermez yani sağlığımızı tehdit etmez, ışık kirliliğine sebep olmaz,  suya dayanıklıdır. Çevre dostu ve hafif olduğunu da belirtmek gerekir.

Bahçe aydınlatmasında harika bir görünüm sunduğunu gözlerimle gördüm. Geçen akşam misafirliğe gittiğim travesti arkadaşımın bahçesi LED ışıklarla renk cümbüşüne dönmüştü. Las Vegas’ı henüz görmek mümkün olmadıysa da arkadaşımın bahçesi beni orada hissettirdi. Tüm aydınlatmalarınızı LED ışıklarla değiştirirseniz elektrik faturalarınızın da azalacağını unutmayın. Işıklı günler dilerim.

site için etiketler istanbul travestileri, ankara travestileri bursa.

 

 

Pozitif düşünce ve mutluluk

Düşünebilen tek canlı hindileri saymazsak insandır. Günlük hayatlarında pozitif düşünce tarzını benimseyen kişilerin kızgınlık, öfke, hayal kırıklığı, çaresizlik gibi duygular uyandıran stresli durumlarla daha etkili bir şekilde baş ettikleri ve daha az psikolojik sorunlar yaşadıkları kaydedilmiştir.

Siz bu duruma Polyanna’cılık diyebilirsiniz. Ne derseniz deyin pozitif düşünmek insana aynı zamanda mutluluğun da kapısını açar. Bardağın dolu kısmını görmek olarak adlandırabileceğimiz bu durum yaşadığımız olaylardan olumlu dersler çıkarmayı bilmeyi gerektirir.

Başınıza gelen kötü olayları düşünürken sesli bir biçimde alternatif çözümler üretmeye çalışın, zorluklar karşısında korkuya kapılmak yerine altından nasıl kalkarım düşüncesine odaklanın. Travesti Sanat bu konuda yazılmış bir kişisel gelişim kitabı okumaya başladığından beri olaylara daha pozitif bakıyor. Başka insanların hayat biçimlerine imrenerek onları taklit etmeye çalışmayın. Unutmayın hiç kimse siz olamaz siz bu dünyadaki en değerli kişisiniz. Zor bir durum karşısında kendinize telkinler verin. Örneğin “sen bunu daha önce başardın şimdi de başarabilirsin” gibi.

Yaptığınız doğru ya da yanlışları paylaşabileceğiniz bir dostunuzu muhakkak yakınınızda tutun. Ona her an ihtiyaç duyabilirsiniz. Kendi yeteneklerinizi keşfedin, kendini iyi tanıyan insanlar pozitif düşünme yolunda en doğru adımı atabilirler. Problemlerin sonsuza kadar devam edemeyeceğini ve bir gün mutlaka son bulacağını unutmayın. Yeterli süreyi verdiğinizde, sizin problemleriniz de çözüme kavuşacaktır. Kışın sonu her zaman bahardır yeter ki siz dimdik ayakta olun.

Hayatınız boyunca yaşadığınız problemler sizi daha güçlü bir insan kılacaktır. Deneyim ve tecrübe kazanmak için bazen bu sıkıntılı anları yaşamaya ihtiyaç vardır. Mutluluğun sırrı pozitif düşünceden geçer ve bunu yapacak cesaret sizlerde var. Pozitif olmak da  mutlu olmak da bizim insiyatifimizdedir.

Yeter ki şükretmeyi, affetmeyi, ilişkileri sevgi üzerine kurmayı, ihtiyacı olanlara yardım etmeyi, daima pozitif olmayı ve hayattan zevk almayı öğrenelim. Mutlu insan kin tutmaz, kendi hatalarına bile gülüp geçebilir. En küçük başarıları bile önemser ve bundan zevk alır. Yarışmaktan ve kaybetmekten korkmaz. İnsanları küçümsemek yerine her insanı sever bu nedenle güzel arkadaşlıklar edinir. Cinsel hayatında da başarıyı yakalar. Geleceği için çalışırken bugünü yaşamayı ihmal etmez. Travesti İclal yani benim gibi, çevresindekileri olduğu gibi kabul eder ve zorlayıcı bir değiştirme çabası içinde olmaz. Ölümden ve yaşamaktan korkmaz. En önemlisi de empati kurmayı bilir. Pozitif düşünmekten ve hayata sıkı sıkıya bağlanmaktan korkmayın. Mutluluğunuz daim olsun. Mutlu kalın.

 

Kafein yararlı mı, zararlı mı?

Bilim adamların uzun yıllar boyunca yapmış oldukları araştırmalar sonucunda kafein maddesinin hem yararlı, hem zararlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Biz travesti kişiler kahve çok içeriz.

Kafein, aslında birçok bitkide bulunan metilksantin adı verilen bir bileşik türüne ait doğal bir maddedir. Aşırıya kaçmayacak şekilde alınan kafeinin zarardan çok faydası vardır. Günlük 2-3 fincan kahve ya da 5-6 bardak çay tüketiyorsanız kafeinden olumsuz etkilenmeniz mümkün değildir. Oysa Avrupa ve Amerika’da insanların günde 15 bardağa yakın kahve tükettikleri ve bu nedenle çeşitli olumsuz durumlarla karşılaştıkları görülmüştür.  Kafein miktarını günlük aldığı miktarın altına düşüren kişilerde baş ağrısı, aşırı yorgunluk, dikkat eksikliği gibi yan etkiler görülmeye başlayabilir. Geceleri uyumakta zorluk çekmekte bu yan etkilere eklenebilir. Normalde günde 10 bardağa yakın kahve tüketen ev arkadaşım travesti Evrim, kalp çarpıntısı sorunu ile karşılaşınca çareyi kahveyi azaltmakta buldu fakat bu seferde biraz önce bahsettiğim yan etkilere maruz kaldı.

Aslında kafeinin faydalarından bahsetmek gerekirse; Astım hastalığına çok iyi geldiğini hatta bileşiminde astım tedavisinde kullanılan teofilin bulunduğunu söyleyebiliriz. Bazı ilaçlar ile birlikte kafein alınması ilaçların etkisini arttırmaktadır. Kafein metobolizmayı hızlandırır. Eğer bağırsaklarla ilgili bir kabızlık sorunu yaşıyorsanız şekersiz bir kahve yaşadığınız bu sorundan kurtulmanızı sağlayacaktır. Kafein yeşil yapraklı bitkilerde böcek ilacı olarak da kullanılır. Kafein kullanan insanların karaciğer hastalıklarına yakalanma oranları diğerlerine göre düşüktür. Hepatit C olarak bilinen hastalığın tedavisinde de ispat edilmemiş olsa da faydalı olduğu söylenmektedir. Sporcuların kafein kullandıklarında performanslarının arttığı gözlemlenmiştir.

Kafeinin Zaralı yönlerine değinecek olursak; Aşırı kafein kullanımı uykusuzluk, sinirlilik hali, depresyon gibi istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Sık sık tuvalete gitme ihtiyacı hissettirir. Miğren hastası iseniz miğreninizi tetikleyebilir. Bilinen en kesin zararı ise kalsiyum üzerinedir. Vücuttan 15 miligram fazladan kalsiyum atılabilir. Bu nedenle yemeklerden hemen sonra çay , kahve gibi kafeinli maddeler tüketilmesi önerilmez. Bu olay örneği, travesti Evrim de olduğu gibi kalp ritmini bozabilir. Yüksek tansiyon hastaların kafein tüketimini abartmamaları gerekmektedir. Evcil hayvanınız varsa ona kesinlikle kafein içeren yiyecekler vermeyin çünkü hayvanlar kafeini sindiremezler özellikle kuşlar üzerinde ölümcül sonuçlar gözlemlenmiştir. İngiltere’de hamile kadınların günde 200 mg’dan fazla kafein tüketmesi yasaklanmıştır. Aslında asıl sorun her şeyin fazlasının zararlı olduğudur. Yediğimiz içtiğimiz besinleri aşırı tüketmemeye çalışırsak, dünya nimetlerinin hepsinden faydalanmamızda ve tatlarına bakmamızda bir sakınca yoktur. Sağlığınızı sizden daha iyi koruyacak üçüncü bir kişi yoktur size neyin iyi neyin kötü geldiğine kendinize bakarak karar verebilirsiniz. Sağlıklı günler dilerim.