Sevgilisi erkek çıktı

Bir olimpiyat oyununda en fazla madalya alan kişi unvanını elinde bulunduran ünlü yüzücü son günlerin en çok konuşulan kişisi oldu.

Magazin basınında onunla ilgili haberlerin ardı arkası kesilmiyor, sevgilisinin yaptığı açıklama sonrası konuşmayan ünlü yüzücü, hakkında yazılanlara bakalım ne cevap verecek.

ABD’li yüzücü Michael Phelps’in sevgilisi Lianne Chandler, cinsiyeti hakkında herkesi şaşırtan bir açıklama yaptı.

Kişisel Facebook sayfasında konuyla ilgili bir açıklama yapan Chandler, erkek bedeninde doğduğunu ve 20’li yaşlarında geçirdiği bir operasyon ile cinsiyet değiştirdiğini açkladı.

Genç yaşlardan itibaren testosteron engelleyici ilaçlar alan ve sonra cinsiyet değiştirmek için bir operasyon geçiren Chandler, itirafından sonra Phelps’in kendisinden ayrılmasından korktuğunu açıkladı.

Çift cinsiyetli olarak doğduğunun altını çizen 41 yaşındaki Chandler, kağıt üzerinde erkek olarak doğduğunu ama hiçbir zaman bir erkek olarak yaşamadığını belirtti. Güzel bir kadın olan Chandler yaptığı cesur açıklama ile herkesi şaşkınlığa uğratırken kadın hormonları ile doğan bir erkeğin travestiye dönüş hikayesini anlattı.

Daha önce alkollü araç kullanmaktan ceza alan ünlü yüzücü, sevgilisinin son açıklaması ile magazin basınını en çok meşgul eden sporcu ünvanını da kimseye bırakmadı.

Peki Phelpsin iyi yüzücü olmasının sırrını biliyor musunuz?

5 yaşından beri yüzen Phelps’in kolu, vücut boyu ile orantılı olması gerekirken 7 cm daha uzun bu da ona büyük bir avantaj sağlıyor.

Çocuk yaşta hiper aktiflik rahatsızlığınin tedavisi için yüzmeye yönlendirilimiş ve fiziki farklılığının yüzmede ona avantaj sağladığını fark ederek bu konuda kendini geliştirmiştir.

Pekin 2008′e, ABD’li yüzücü Mark Spitz’in Münih-1972′de 7 altın madalya alarak kırdığı rekoru da kırma amacıyla gelen Phelps, bir olimpiyatta 8 altın madalya kazanan tarihteki ilk sporcudur.

Öğretmen bir anne ve polis memuru bir babanın oğlu olarak dünyaya gelen Michael Phelps trans sevgilisi ile ayrılır mı, yoksa güzel bir evlilik yapar mı? Bilemiyoruz. Fakat sevgilisine yaptığı cesur açıklama sonrası teşekkür ediyoruz. Kişinin gerçek cinsiyetinin içinde hissettiği cinsiyet olduğu gerçeğini tüm dünyanın yüzüne vuran cesur kadın, günümüzde cinsiyetini saklamaya çalışan diğer translara da örnek olabilir.

 

 

Kuyruklu Yıldızın hikayesi

Avrupa Uzay Ajansı ESA nın uzaya 10 yıl önce gönderdiği, Philae taşıyıcısı uzay yolcuğunda inişe kadar büyük bir heyecanla takip edildi.   Evrenin sırlarını ortaya çıkartması bakımından önem taşıyan Philae taşıyıcı modül kuyruklu yıldızın yüzeye indiğinde sistem tarafından fotoğraf göndermeye başladı. Gönderilen fotoğrafların yanında kendi adına açılmış olan sosyal paylaşım hesabından da fotoğraf yayınlamakta ve yorum yazmaktadır. Kısa sürede yüz binlere ulaşan takipçisi ile bir anda sosyal paylaşım alanlarının fenomeni olmuştur. Yeni evi olarak adlandırdığı yıldızın 67P Churyumov Gerasmenko daki ilk resimlerini Twitter hesabından yayınlamıştır.10 yıl süren uzay macerasının ardından kuyruklu yıldıza başarılı bir iniş yapan Philae, güneş panellerinin güneşten enerji alamaması sonucu uyku moduna geçti.

Uyku modu öncesinde kuyruklu yıldızın yüzeyinde kazı yaptığı ve birçok bulguyu elde ettiği fakat bu bilgileri Dünyaya göndermeden uyku konumuna geçtiği için yüzde yüz başarının gerçekleşmediği açıklanmıştır. Fakat Philae kuyruklu yıldız görüntüleri göndermesi sonrasında ve kısa sürede bilgi göndermesi bakımından kendisinden beklenilen performansın üstünde bir başarı göstermiştir. Bu başarı bile insanlık açısından büyük bir adımdır.

Peki  kuyruklu yıldız nedir? Su, donmuş gazlar ve toz bulutundan oluşan kuyruklu yıldızlar başlıca üç kısımdan meydana gelirler: Çekirdek, baş ve kuyruk. Bunların başlarının çapı bazılarında yüzlerce kilometreyi bulur. Kuyruk denilen kısmı ise güneş tarafından ışıklandırılmış parçacıklardan oluşmuştur. Bunların en tanınmışı her 76 yılda bir görülen Halley Kuyrukluyıldızıdır.

Kuyruklu yıldızların diğer gökcisimlerinden farklı ve gizemli şekilleri aniden ortaya çıkıp bir süre sonra yok olmaları onların tarih boyunca insanlar tarafından Tanrıların habercileri olarak algılanmalarına yol açmıştır. Onların ölüm ve felaket habercileri olduklarına kuraklık sel açlık gibi büyük doğal afetlerin ve salgın hastalıkların hatta her iki dünya savaşının da o sıralarda görülen kuyruklu yıldızlardan kaynaklandığına inanılmıştır.

Milattan önce 43 yılında Sezar’ın ölümünden sonra çok parlak bir kuyruklu yıldız görüldü ve onun Roma imparatorunun göğe yükselen ruhu olduğuna inanıldı. Böylece kuyruklu yıldızlardan ünlü kişilerin ölüm haberlerini almak gibi bir boş inanç daha yerleşti.

Kuyruklu yıldızın kuyruğunun parlaklığına Güneş ışınlarının gaz bulutu ve parçacıklardan yansımaları neden olur. Aslında büyüklüklerine bağlı olarak kuyruklu yıldızlar kuyruklarından sürekli madde kaybederler. Sonunda gök taşları haline gelen kuyruklu yıldız kalıntıları dünya yakınından geçerken bize akan yıldız yağmurları olarak görünürler.

Yıldız kayarken dilek tutma geleneği olan bir millet olarak, kuyruklu yıldızların dünyaya düşme anına şahit olmuşuzdur. Bilim kurgu filmlerinin müptelası olan bir kişi olarak uzaysa hayat olduğuna inanan birçok insandan biriyim. 12 Kasım günü  Rosetta’dan ayrılan Philae’nın kuyruklu yıldıza inişini nefesimi tutarak izledim. İnsanlığın bilimde geldiği nokta gözlerimi yaşarttı. Bizler din bilimle çatışır tartışması yaparken Avrupalının uzay konusunda atağa geçmesi, uzayda su ve maden araması neden biz de  olmuyor sorusunu aklıma getirdi ve cevabımı sizlerle paylaşmak isterim; Çünkü bizler hala kendi iç çatışmalarımızdan kurtulamadık, eksik din bilgimizle tartıştığımız konular yüzünden birbirimizi öldürmeye devam ediyoruz, en önemlisi de insan olmak en büyük nimetten biz insanları cinsiyet ayrımına tabi tutarak değerlendirmeye , kadın, erkek arasında ayrım yapmaya trans bireyleri toplumdan dışlamaya onlara yakışıksız isimler takarak, travesti diyerek aşağılamaya kısacası kendi kendimizle uğraşmaya devam ediyoruz. İşte tüm bu olup bitenler yüzünden kafamızı kaldırım bilim ve ilim alanına 9 yy. İslam alimleri gibi değer katamıyoruz. İbni Sina gibi değerler yetiştiren bir İslam alemi  içinde daha çok alimler çıkacağı hatta Kutsal Kitabımız eşliğinde tüm dünyayı geçeceğimiz aşikardır. İlim Çin’de bilse olsa alıp getirmek sünnettir.

Trans defilesi

Dünyada en çok izlenen defile ünlü bir iç çamaşır firmasının defilesi oluyor. Defilede dünyanın en güzel kızlarını kullanan firma, geçenlerde Paris geceleri adlı defileyle seyircileriyle buluştu.

Moda sektörünün vazgeçilmezi olan defileler, bazen bir yardım kuruluşu adına düzenlenebiliyor. Türkiye’de yardım amaçlı düzenlenecek olan trans defilesi , trans güzellik yarışmasından sonra bir ilk olacak.  Defilede elde edilen gelirin tamamı trans Huzur Evi yapımı için kullanılacak. 41 yaşındaki tesettürlü trans kadın Öykü Ay, defilede mankenlerin kendi tasarladıkları kyafetleri taşıyacaklarını söyledi. Ay, “Bu kıyafetler defile sonrası açık arttırma ile satışa sunulacak ve elde edilen gelirin tamamı trans misafirhanesine bağışlanacak” dedi.

Barbaros Şansal, Sevda Demirel, Tarık Mengüç, Leyla Somer ve Eylül Metin gibi ünlü isimler de defileye destek veren isimler arasında yer alıyor. LGBTİ dernekleri defileyi destekliyor .

Ankara Pembe Hayat LGBTİ, İstanbul LGBTİ, İstanbul Hevi LGBTİ, Antalya Pembe Caretta LGBTİ, Mersin 7 Renk LGBTİ, İzmir Siyah Pembe Üçgen LGBTİ ve Radio Gabile defileyi destekleyen kurumlar arasında yer aldı. Defileye katılacak mankenlerin bazılarının isimleri şöyle sıralandı;

1.manken avcılar travestilerinden Demet

2.manken anadolu yakası travestilerinden Yankı Bayramoğlu

3.manken izmir travestilerinden kraliçe Başak

4.manken fındıkzade travestilerinden(trans) Pınar Birkan

Defile 20 Kasım 2014′te Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek.

Travesti defilesinde 20 den fazla model olacağı belirtilirken sadece Travesti bireylerden ibaret olmayacağını da  belirten Öykü AY defileye Gay, Bisexsüel ve Heterosexsüel bireylerinde katılacağını belirtti. Türkiye tarihinde bir ilk olacak olan defile saat 23:00 sularında biitecegi belirtilirken ardından XL Clup de defile adına yapılacak olan partinin de haberleri sızan bilgiler arasında.

Trans Fashion Show olarak adlandırılan defile Bu yıl ilki düzenlenen sosyal sorumluluk projesidir. Bu projede elde edilecek olan tüm maddi gelir Şişli’deki LGBTI Misafirhanesinin şartlarının iyileştirilmesi, ve huzur evine çevrilmesi amacı ile kullanılacaktır.

Dünyanın bir çok yerinde düzenlenen fakat Türkiye için ilk olacak defile için, çalışmalarından dolayı Öykü Ay’ı kutluyor ve bu defileye destek veren tek siyasetçi olan Şişli  Belediye Başkanı Hayri İnönü’yü ayakta alkışlıyorum. Başarılar kızlar…

Son savaş Armegeddon

Dünyanın sonu senaryosunu hazırlayan Yahudi inanışlarına göre kıyamete yakın büyük bir dünya savaşı çıkacağı söylenir ve bu savaşa Armegeddon ismi verilir. Daha önce Holywood’a da konu olan bu savaş kutsal dinler arasında yaşanacak ve kazanan Mesih olacaktır. Bütün dünya görüşlerini bu avaş üzerine kurgulayan İsrail Devleti yüzyıllardır  bunun hazırlığı içerisindedir. Müslüman devletlere savaş açan acımasız İsrail Devletinin tek gayesi dünyaya hakim olan bir millet olmaktır.

Eski Ahit’e göre, kıyametten bir süre önce, Mesih’in gelişiyle birlikte Mesih’e tabi olan Yahudiler ve onların düşmanları arasında büyük bir savaş yaşanacaktır. Eski Ahit’te, Yahudilerin büyük kayıplar verecekleri buna rağmen bu savaşı kazanacakları kehaneti yer almaktadır.

Yeryüzünün cennet olması için önce üzerindeki kötü insanlar ortadan kaldırılmalıdır. (Mezmur 37:38) Bu, kötülüğe son verme amacı güden Tanrı’nın Armagedon savaşında yapılacak. Ondan sonra Şeytan 1.000 yıl boyunca hapsedilecek. Bu, kötülerin dünyayı bozmasına izin verilmeyeceği anlamına gelir. Hayatta kalanlar yalnızca Tanrı’nın kavmi olacak.–Vahiy 16:14, 16; 20:1-3.

Tevrat ve İncil metinlerinde yer alan rivayetler doğrultusunda oluşan Avangelist inanç’a göre; Kıyamet yaklaştığında Kudüs yakınlarındaki Magedon denilen yerde, Şeytanın önderliğinde Gog Magog denilen yaratıklar türeyecek, Armageddon savaşlarını yaparak tüm dünyada karışıklık çıkaracaklardır.

Bunun akabinde Hz. İsa yeryüzüne inecek, kendisine inanan geçmişteki insanları dirilterek bin yıl ( Milenyum ) yeryüzünde adalet ve egemenliği sağlayacaktır.Kitab-ı mukaddese göre Armageddon eski düzenin sonu ve yeni düzenin başlangıcını oluşturan bir dönüm noktası olacak, Atanmış Kral (Mesih) Armageddon’dan sonra yeryüzünde 1000 yıl krallık sürecektir. Kitabı Mukaddes’e göre Armageddon’da hayatta kalacak insanlar, Atanmış Kral’ın yönetiminde Yeryüzünü cennete çevirecekler ve eski dünyanın bütün dertlerinden uzak sonsuz bir yaşama kavuşmuş olacaklar. Armageddon savaşı eski düzenin yeryüzüne çevre kirliliği, türlerin yok edilmesi, savaşlar, terör gibi çeşitli şekillerde verdiği tahribatı engellemek ve Dünya üzerindeki düzeni ve yaşamı insanlar için yaşanabilir kılmak amacıyla tamamen yenilemek için yapılan son savaştır.

Ortadoğu’yu yangın yerine çeviren, Filistin Devletine bin bir eziyeti reva gören Yahudilerin kendilerine vaad edilmiş kutsal toprakları içerisinde onların inanışına göre Anadolu toprakları Fırat ve Dicle arası da bulunmaktadır. Tanrının yürüdüğü yol anlamına gelen Anadolu Yahudiler için kutsaldır ve bu toprakları ele geçirmek için her şeyi yapacaklardır.

Hafta sonu tüm Türkiye Filistin’de uygulanan insanlık dramına karşı gösteriler yaptı ve bu olayları kınamakla kalmayıp lanetledi. Kendilerine bir hikaye uyduran ve bu hikaye üzerine islama düşmanlık besleyen Siyonistler karşısında ben ve birkaç travesti arkadaş Taksim’de düzenlenen gösterilere katıldık ve İbrahim Peygambere su taşıyan karınca misali tarafımızı gösterdik. İnsanlığın geleceği için Müslüman olmayan tüm dünya kardeşlerimizin de bu acımasız kıyıma dur demesi, İsrail’e yaptığının yanlış olduğunu göstermesi gerekir. Sizlere kısaca saçma sapan bir inanışın nelere yol açtığını yazmak istedim. Yaradanın sonsuz merhametine inanan herkesin bu davada birleşmesi umuduyla hoşcakalın.

Yerli dizilere rağbet yok

Bir zamanların vazgeçilmezi olan dizi sektörü kan kaybetmeye devam ediyor.

Kanallarda birbiri arına boy gösteren bir çok dizi reyting kurbanı olunca daha ilk bölümlerinde yayından kaldırıldı. Çok kanallı sisteme geçilmenin ardından patlayan sektörde en iyi oyuncuların bile dizileri sinek avlayınca çareyi reklam filminde bulan ünlüler ekmek parası için reklam anlaşmaları yapıyorlar.

Ordadoğu’da da çok sevilen Kıvanç Tatlıtug Kurt  Seyit ve Şura dizisi ile hüsrana uğradı. Gülse Birsel’n yazıp oynadığı Yalan Dünya ise yeni bölüm çekmeme kararı aldı. Pazartesi günleri televizyonlara kanal kanal gezen seyirci ise 3 güzel dizinin aynı güne gelmesi yüzünden hangizsini seyredeceğine karar veremiyor. Kenan İmirzalıoğlu’nun  Kara dayı dizisi, Ulan İstanbul ve yayın hayatına bu dönem başlayan Reaksiyon aynı saate denk gelince reytingler ister istemez üçe bölünüyor. Yaz dizilerinin final yapmadan kış sezonuna devam etmesi sonucu ise hangi diziyi izleyeceğimizi şaşırdık.

Akşam biraz dinlenmek adına televizyon karşısına geçen aileler dizi kavgası yapmaya başlayınca çareyi herkes ayrı odalarda televizyon izlemekte buldu. Ailelerin de bölünmesine neden olan bu sistem düzeltilmediği sürece ne diziler doğru dürüst reyting alır , ne de bu aile kavgaları son bulur benden söylemesi, bir de Özcan Deniz’in aynı konuyu ısıtıp ısıtıp önümüze getirdiği diziler var Su ve Ateş’in konusunun bir benzerini Kaderimin yazıldığı gün dizisine taşıyan ünlü aktör artık kabak tadı verdi.

Dizi sektörünün tıkandığı farklı konular bulunamadığı sürece vatandaş dizi yerine Show T.V. de yayınlanan Güldür güldür skeçleri ile idare edecek gibi görünüyor. Güldür güldür BKM’nin usta tiyatrocuları ile son derece seviyeli yapımlara imza atıyor. Ali Sunal’ın idaresinde Doğa Rutkay’ın harika tiplemeleri ile gülmekten karnımızı ağrıtan skeçler reytinglerde bu hafta rekor kırarak tüm dizileri geçmiş sonuca şaşırmadım dediğim gibi aynı güne konulup heba edile diziler istenilen izlenme oranının yanından bile geçemiyor.

Kadınların gözdesi olan isimlerim dizilerinin yakında final yapmak zorunda kalması Kıvanç ve Kenan hayranlarını üzecek gibi görünüyor. Sarışın erkelere hasta olan travesti bir arkadaşım Kıvanç’ın her filmini kaçırmadan izlediği için, son zamanlarda çıkan Kıvanç yüzünü dinlendirecek haberlerine çok üzülüp beni arayınca ona merak etme Aşkı Memnu’yu internetten indirip sana yolların deyince çok sevindi. Kenan hayranları şimdilik rahat etsin Kara dayı sezon sonuna kadar ekranlarda olacak.

Benin bu sezon favorim Reaksiyon dizisi ve Ulubatlı Hasan rolüyle gönüllere taht kuran İbrahim Çelikkol, Çelikkol Sinem Kobal’la mutlu bir birliktelik yaşamaya başlamış ve beraber magazin habercilerine yakalanmış  diye duydum. Ünlü futbolcuyu evlilik koltuğuna oturtamayan Sinem bakalım İbrahim ile evlenecek mi? Bekleyelim görelim bu magazin daha çok su götürür ama ben uzatmadan yazıma burada son veriyorum. Sağlıcakla kalın.

Eşcinsel düğünü

2 Eylül 2014 tarihinde İstanbul Boğazı’nda bir teknede düğün yapan genç çift haberini sizlerle daha önce paylaşmıştık eşcinsel Ekin Keser ve Emrullah Yavuz boğazda bir teknede Titanic  filmini aratmayan görüntülerle birbirlerine evet demişlerdi.

Ülkemizde yasak olan evlilik sonrası çift bir çok sorun yaşamalarına rağmen mutlu olduklarını dile getirirken, Mısır’da yasak olmasının yanında suç teşkil eden eşcinsel evlilik yüzünden pek çok kişinin başı yargı ile derde girdi.

Eşcinsel evliliğin yasak olduğu Mısır’da nisan ayında düzenlenen düğünle ilgili videoların sosyal paylaşım sitesinde yayımlanmasının ardından görüntülerde yer alanlar hakkında eylül ayında yargı süreci başlatılmıştı.

Ezher Üniversitesi, eşcinsel evliliğin sadece İslam’da değil, tüm semavi dinlerde ve insan fıtratını dikkate alan ahlaki öğretilerde “sakıncalı” olduğunu vurgulayarak, bu tür evliliklerin “dinden çıkmak” anlamına geldiği yönünde açıklama yapmıştı.

Oysa Avrupa ve Amerika kıtasında eşcinseller cinsel tercihlerini açık açık söylüyorlar, İslam da kimsenin özel hayatına karışmak olmadığı halde kendilerini  İslam uzmanı sanan kişiler tarafından lanetlenen eşcinsellere her türlü kötü muameleyi hak gören bazı insanlar  dinimizin farklı dindeki insanlar tarafından yanlış anlaşılmasına sebep oluyorlar.

Ortadoğu’da kafa kesen can alan bir örgüt her şeyi İslam adına yaptığını söyleyerek kendilerini halife ilan ediyorlar. Tüm dünyaya yanlış aksedile İslam hoşgörü ve dünya dinin olmasına rağmen, bu tip gruplar yüzünden islamın gerçek öğretisinin insanlar tarafından öğrenilmesi imkansız hale geliyor. Benim dinim bana senin dinin sana anlayışı yerine bizden olmayan ölümü hak eder mantığı tamamen uydurma ve yanlıştır.

Bazı insanların doğuştan çift cinsiyetli doğduğu ve bunda kendilerinin hiçbir günahı olmadığı gerçeğini savunan pek çok profesör trans olmanın toplumdan dışlanmaya değil tam tersine toplum tarafından kucaklanmaya ihtiyacı olduğunu söylüyorlar.

Herkes için açılım yapan bir toplumun kanayan yarası olan eşcinseller için de bir açılım yapmasını destekleyen bazı LGBT  dernekleri her fırsatta kendilerine yapılan hataları anlatmasına rağmen ülkemizde hala barınma ve iş bulmada sorunlar yaşayan travestiler aç kalmamak için kendilerinin bir meta gibi kullanılmasına izin vermek zorunda bırakılıyorlar.

Toplumda kendilerine bir yer edinmek isteyen herkes gibi yaşamaya hakları olduğunu düşünen eşcinseller de bu toplumun evladı olduğuna göre onları ötekileştirmek yerine anlamaya çalışmak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Herkesin kardeşçe yaşadığı bir  dünyanın hayaliyle hepinizi kucaklıyorum. Sağlıcakla kalın.

 

 

Aşkın olmaz halleri

İncir reçeli filmini izleyenler filmle birlikte kağıt mendilleri nasıl tükettiklerini hatırlarlar. Halil Sezai, 2011 yılında çekilen İncir Reçeli filminde ‘İsyan’ adlı şarkısıyla gündeme gelmiş ve şarkı dilden dile okunmuştu. Başrollerini  Halil Sezai Paracıkoğlu ve Melike Güner’in paylaştığı İncir reçeli filminde metropolde yaşanan kısa bir aşk hikayesi anlatılıyordu.

Metin 30’lu yaşlarında hayatını TV’lere skeç yazarak kazanan bir adamdır. Yazdığı senaryoları reddedilen bir gün gittiği barda, hayatını tümüyle değiştiren Duygu’yla tanışır. Duygu ve Metin bir masala başlarlar ama sonu başından belli bir masaldır bu… Duygu ölümcül bir hastalığın pençesindedir ve aşık olduğunu anladığında Metin’den kaçar, Metin aşkının öylece çekip gittiği düşününce kahrolur ve onu aramaya başlar. İşte isyan şarkısı tam da Metin’in Duygu’nun neden kaçtığını anladığı anda patlar ve seyirci isyan şarkısı ile aşka isyan eder. Biraz Issız adam filmine benzeyen sahneler, romantizm ve aşkla süslenen film seyirci tarafından tam not alır.

İncir reçeli 2 filmi birincinin devamı niteliğinde çekildiğinde bir sahnede geçen travestiyi kimin oynadığını kimse anlamadı. Yönetmenin açıklaması ile ortaya çıkan gerçek herkesi şaşkına uğrattı.

İncir Reçeli 2” filmini hem kaleme alan hem de yönetmen sandalyesinde oturan Aytaç  Ağırlar’ın karakol sahnesinde kamera önüne geçtiği ve travesti rolünde oynadığı ortaya çıktı. Ağırlar, “Film içinde bir sürpriz olsun dedim. Öyle bir makyaj yapıldı ki, yakın arkadaşlarım bile beni tanımadı” diye belirtti. İncir reçeli 2’nin konusu şöyle gelişmektedir;

Metin, Duyguyu kaybettikten sonra girdiği bunalımdan hala çıkamamıştır. Hayalindeki senaryonun filmi çekilmiştir ama mutsuzdur. Bir barda sahne almaya başlamış ve neredeyse her akşam zil zurna sarhoş olmaktadır. Bu uzun yas döneminde sahne aldığı bara, barmaid olarak başlayan Gizem ile tanışır. Gizem aslında bir dövmecidir. Ama ev alabilmek için geceleri ek iş de yapmaktadır. Bir akşam bar çıkışında Metin istemeden de olsa bir kavgaya karışır. Kavgayı gören Gizem, onu dövenlerin kafasında şişe kırarak Metin’i kurtarır. Çift ilk kez orada birbirlerine bir şeyler hissederler. Yine umutsuz bir aşk dedirtecek film vizyona girdi ve seyirci ile buluştu. Ağlamak isteyenler kaçırmasın.

 

Eğitim de yapılan hatalar

İnsanlar doğduğu anda eğitilmeye başlarlar. İlk eğitimimizi ailemizden özellikle anne ve babamızdan alırız. Ailede başlayan eğitim okula gitme yaşımızın gelmesiyle eğitim kurumlarında devam eder.

Eğitim insanları bilgilendirirken kurallara uymaya da zorunlu hale getiriyor. Örneğin okullarda eğitimli insan olmak yerine kurallara uyan insan olmak daha önemli gibi hareket ediliyor.

Eğitim sisteminde yapılan yanlış davranışlar insanları sorgulamaktan uzaklaştırıp, kuralcı, her söyleneni harfiyen yapan kişiler yetişmesine neden oluyor.

Yıllar önce o zamanlar çok popüler bir haftalık dergi olan Nokta İstanbul’da ilginç bir deney yapmıştı. Bir tiyatro sanatçısı olan Ezel Akay eline bir megafon alarak koyu renk elbiseler ve siyah pardesüler giyen ekibiyle birlikte önce güvercinleriyle ünlü Yenicamii’nin arkasındaki parka giderler. Parkta oturan gezen etrafı seyreden bir sürü insan vardı. Akay elindeki megafonla kalabalığa doğru sert bir emir verir: “Herkes ayağa kalksın!” Emri duyan Akay’ı ve ekibini gören istisnasız herkes derhal ayağa kalkar.

Sonra Eminönü İskelesi’ne geçerler. Akay yine sert bir emirle: “Herkes yere çöksün!” diye bağırır. Gemiden inenler bilet kuyruğunda bekleyenler simitçiler işportacılar emri duyan herkes yere çöker.

Sonra Mecidiyeköy’deki stadyumun önüne giderler. Megafondan: “Herkes ellirini kaldırıp duvara yaslansın!” emri duyuldu. Stadyuma girmek için kuyrukta bekleyen futbol seyircileri kokoreççiler bayrakçılar derhal emre uyarlar.

Daha sonra da ekip bir fabrikanın önüne giderler. Mesai saati başlamak üzeredir. Fabrikanın girişine bir masa koyarlar ve masanın üzerinde düzmece bir evrak yerleştirerek işçilere emiri verirler: “Herkes içeriye girerken bu kâğıtlara parmak basacak!” Giren basar giren basar. Kimsenin aklına “siz kimsiniz hemşehrim? Neden bu kâğıtlara parmak basıyoruz?” diye sormak gelmez.

Oysa eğitim bir insanı her yönüyle bilinçlendirilmesi demektir. Yeterli eğitimi almış kişiler dolandırıcıların tuzağına düşmez, yanlış yollara sapmaz ve en önemlisi bilinen gerçeklerden hareket ederek bilinmeyeni ortaya çıkarmaya çalışır.

Eğitim sisteminin doğumla başladığına başta değinmiştik iyi bir aile eğitimi alan gençler etraflarında olup bitenleri sorgulayarak gerçeğe ulaşırken, icat çıkartma otur oturduğun yerde, sana mı kaldı tarzında yetişen gençler etliye sütlüye karışmamak adına robotlaşarak doğru bilinen yanlışlarla hayatlarını devam ettirirler.

Günümüz toplumlarında herkesin yaptığı doğru, bir kısım insanların yaptığı ise yanlış olarak nitelendirilir. Örneğin toplumda bizimle  birlikte yaşayan trans bireylere toplum olarak tepki gösterirken bunu nedenini bilmeyiz. Sadece genel bir anlayıştan yola çıkarız. Bize travestiliğin, çift cinsiyetliğin yanlış olduğu öğretilmiştir fakat neden insanların bu yolu seçtiği öğretilmemiştir.

Travesti bireyleri toplumda ikinci sınıf vatandaş olarak kabul etmemizin nedenini bilmeden dışlarız onları oysa sorgulayan toplumlar, trans bireyler hakkında bilgi sahibi olduklarında bu olayın doğuştan geldiğini, değiştirilemeyeceğini görürler ve onları suçlamaktan vazgeçip durumlarını anlamaya çalışırlar.

Bize ,söylenen her şeyi yapmak değil, sorgulayıp mantıklı olanı yapmak düşmektedir.Eğitim de yapılan yanlışlar insanın kendi kendini yetiştirmesiyle  değişebilir.  Neden sorusunu kendimize ve karşımızdakini sormayı unutmayalım.

 

 

Özür dilemek

Ağızdan çıkan hatalı bir cümlenin sonunda karşımızdakine zarar vermişsek,özür dilemeyi de bilmeliyiz. Oysa pek çok insan özür dilemenin kendinden bir şeyler koparacağını düşünerek bundan kaçarlar.

Özür dilemek kişinin kendi hatasıyla yüzleşebilmesidir. Özür “ben bu yanlışı niye yaptım”ın açıklamaya çalışılmasıdır. Bazı durumlarda özür dilemek sanıldığı kadar kolay olmaz. Öyle güçtür ki o iki kelimenin ağızdan çıkması, bunu söylememek için bilinçli ya da bilinçdışı türlü düzenekler geliştiririz. Özür dilemek için, özür dilemeye hazırlık sürecini tamamlamak gerekir. Yaşanan olayın çok yönlü düşünülmesi, olayı yeniden yaşantılayarak, bilişlerimizin yeniden yapılandırılması gerekir. Empati süreçlerini harekete geçirerek, sosyal değerlerle uyumlu hale getirebiliriz.

Yüzleşme süreci başlarken, içimizi huzursuzluk hissi kaplar, “ben yanlış yaptım”,”hata yaptım” düşüncesini kabul etmek zordur. Yaşanan olayı yeniden değerlendirdiğimizde , öfkemiz yatıştığında, artık eskisi gibi düşünmediğimizi, haklı olmadığımızı, yanlış davrandığımızı kabulleniriz. Zamanla bu yüzleşme süreci tamamlanır ve özür dileme gerçekleşir. Bazen ise yüzleşme süreci tam olarak tamamlanamaz. Yaşanan çevre ya da bilişler bu sürecin gerçekleşmesine izin vermez. Bazı çevrelerde özür dilemek bir zayıflık belirtisi olarak kabul edilebilir. Kişinin bulunduğu konum da özür dileme sürecini ve şeklini belirler. Kişiler statü olarak birbirine eşdeğer konumdaysa, özür dilemek daha kolay olabilir. Ancak bir patron, bir lider, bir başkan astından özür dilemek durumunda kaldığında otoritesinin ya da saygınlığının azalacağını düşündüğünden bu süreci geciktirir ya da gerçekleştirmez.

Özür dilemenin önündeki duygu kibirdir. İnsanlar kibirlerine yenik düşünce özür dilemek imkansız hale gelir. Özür dilemek bazen, bir çift tatlı söz, içten bir göz göze geliş, tatlı bir gülümseyiş, yalvaran gözlerle bakış, pişmanlığı vurgulayan bir ses tonu, bazen sıcak bir dokunuş, bazen sımsıkı bir sarılış, bazen diz çöküş, bazen bir öpücük her ne şekilde olursa olsun…Yeter ki karşı taraf, yapılan hatanın kabullenildiğine inansın.Özür dilemek, iki kişi arasında oluşmuş buzdan kaleleri eritir, gönüller arasında köprüler kurulmasına yardımcı olur.

Örneğin karşımızdaki insanları tanımadan arkalarından atıp tuttuğumuz, küçük gördüğümüz haklarını yediğimiz birçok insanla karşı karşıya gelmeden de helalleşip, özrümüzü dileyebiliriz. Bu dünyada haklarını yediğimiz kötü yakıştırmalarla andığımız toplumdan dışlamaya çalıştığımız trans bireylerden, travestilerden, homoseksüellerden özür dilemek ve bu dünyadan göçmeden kul hakkından kurtulmak için özrünüzü geç olmadan dileyin. Ağırlıklarından kurtulan insanın vicdanının ne kadar rahatladığını göreceksiniz. Yazdığım yazılar nedeniyle alınan, kırılan her kim varsa ben özrümü diliyorum. Afedersiniz.

Kadınlar ne söyler erkekler ne anlar

Kadınların dilinden bir türlü anlamayan erkekler için kadın anlaşılması zor olan özelliğini koruyor.

Oysa bir kadının söylediği sözler kalbinden geçenleri direkt olarak anlatmasa da hal ve hareketleri kadını  ele verir. Bir kadının erkeğinden beklentisi öyle çok anlaşılmaz zor şeyler değildir. Kadın her zaman kendini her koşulda koruyacak bir liman arar. Başı her sıkıştığında kollarında rahatlayabileceği erkeği bulan kadınların diğer kadınlara göre daha mutlu olduğu her halinden belli olur.

Erkek gibi erkek olan fakat kadınına süt dökmüş aslan gibi davranan erkekler ile maçolukta sınır tanımayan kadınını anlamamakta direnen erkeler arasında  dağlar kadar fark vardır.

Sanıldığının aksine kadın cebi dolu , para hesabı yapmayan erkek değil onun özgürlüklerini kısıtlamadan her an yanında hissi veren, gönlü zengin erkek arar. Öyleyse zengin erkekler neden hep çıtırları kapıyor diyeceksiniz. Çünkü bazı kadınların zengin sevdiği, bazı kadınların güce taptığı doğrudur fakat bu ilişkiler her zaman kısa sürmeye mahkumdur. Kadın dilinden anlamayan erkeğin cebi bir yere kadar idare eder.

Kadın bir erkeğe aramızda yaş farkı olmasaydı seni severdim dediğimde erkek bunu nasıl anlar? Bir kısım erkek ah daha genç olsaydım derken, bir kısmı da  babası yaşındaki kıza sarktığı için pişman olur.

Çıkma teklifinde bulunduğunuz kız size işlerim çok yoğun hiç vaktim yok derken, sizi beğenmediğini üstü kapalı bir şekilde kalp kırmadan söylemeye çalışıyor demektir. Çünkü kadının sevdiği erkeğe ayıracak vakti her zaman vardır.

Aynı şekilde erkeklerin de karşısındaki kırmamak için kıvırdığı cümleler vardır;

erkek ne söyler: “seni üzmek istemiyorum!”

anlamamız gereken, seni asla üzmek istemesem de üzeceğim ve bunun sorumluluğunu da almayacağım. seni ve ilişkimizi nasıl etkileyeceğini düşünmeden hareket ediyorum çünkü sadece kendimi düşünüyorum. sonuçlarının ne olacağını umursamadan şu an ne elde edebilirim ona bakıyorum. seni neyin üzdüğünü, neyin sana acı verdiğini anlamıyorum o yüzden bu davranışlarıma devam edeceğim.

Peki biz ne anlarız, beni üzmek istemiyor çünkü beni önemsiyor. beni üzse de bunu istemeden yapacağı için onu affedeceğim.

Erkeklerin marstan kadınların venüsten geldiği dünyamızda yüzyıllardır bir türlü aynı noktada birleşip anlaşamayan kadın ve erkek konusu daha çok su götürür. Kadınların en iyi anlaştığı canlılar kedilerden sonra yine kadınlardır. Hatta trans kadınların yani travestilerin kadınlık algıları daha fazla geliştiğinden bir kadını en iyi anlayan kişilerin onlar olduğunu söyleyebiliriz.

Öylesine düz mantığa sahiptir ki bizim erkeklerimiz öylesine kolaydırlar ki kadınların onlara pabucu ters giydirmeleri bu sebepten de gayet normaldir. Erkekler olanı söyler kadınlar ise olmuş olan, o an olanı ve ne olacağını anlar. Kadınların anlama yeteneğinin erkeklerden daha gelişmiş olmasını ise sadece yaradılış diye tanımlarız. Kısacası kadının sezgileriyle yarışamayan erkekler her zaman kadınların bir adım gerisinde kalmak zorundadır.